“Ticari ve Alternatif Sigorta Sistemleri” Çalıştayı Ankara’da Yapıldı


“Ticari ve Alternatif Sigorta Sistemleri ve Sigortayla İlgili Bazı Problemlerin Fıkhi Açıdan Değerlendirilmesi” başlıklı çalıştay Diyanet İşleri Başkanlığı – Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından Ankara’da 11-12 Mart 2020’de gerçekleştirildi. Güncel iktisadi meselelerden olan sigortanın İslami perspektiften değerlendirildiği bu çalıştayda güncel Türkiye deneyimi ile ilgili bir tebliğ de KATSİDER Genel Sekreteri Sayın Dr. Yunus Emre Gurbuz tarafından sunulmuştur.

#diyanet #takaful #tekaful #katsider #islamisigorta #islamicfinance

Çankırı Üniversite’sinde İslami Sigortacılık Anlatıldı

Bankacılık ve Finans Bölümü ile Medya ve Girişimcilik Topluluğu`nun ortak düzenlediği Finansal Farkındalık Zirvesi: Sigorta Konferansı Uluyazı Kampüsü Rektörlük Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Çankırı Karatekin Ünivesitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhammed Nuri Öner açılış konuşmasında sigortacılığın önemine ve tarihçesine değinerek sigortacılığa ilişkin merak edilen konular hakkında bu tür konferanslarla öğrencilerin bilgilendirildiğini ifade etti.

Katılım Sigortacılığı Derneği Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre Gürbüz programda “İslami Sigortacılık Sisteminin Dinamikleri ve İhtiyaç Gereksinimleri” hakkında konuşma gerçekleştirdi.

İslami sigortacılık ve konvansiyonel sigortacılık arasındaki farka ve İslami sigortacılığın Türkiye`deki son 5 yıl içindeki gelişim sürecinden ve şimdiki sektör payından bahseden Gürbüz “Katılım bankacılığının 30 yıllık geçmişine rağmen sektördeki payı %6`ya yakınken İslami Sigortacılığın payı son 10 yılda %5`e ulaştı” dedi. İslami Sigortacılığın mevzuatına da değinen Gürbüz “Konvansiyonel sigortacılıktan farkımız toplanan fonların faizli yatırım araçlarına aktarılmaması ve sistemin risk transferine değil risk paylaşımına dayanmasıdır” şeklinde konuştu.

Dünya Helal Zirvesinde, İslamî Finans konuşuldu

5 inci Dünya Helal Zirvesi’nde; Dünya’nın farklı ülkelerinden katılımcılar “İslam Ekonomisi: Yeni Trendler ve İslami Finans” oturumunda tebliğlerini sundular. Tekaful konusunun da ele alındığı 3 üncü oturumda Katsider’in (Katılım Sigortacılığı Derneği) Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre GÜRBÜZ teavün/muavenet/yardımlaşma ekseninde zekat ve faiz hususları üzerine bir konuşma yaparken, Sebahattin Zaim Üniversitesi’nden Dr. Mohamed Cherıf EL AMRI tekafülün mevcut durumu konusunda bir tebliği oldu. Aynı oturumda blockchain gibi yeni teknolojilerin İslami finansa etkisi de ele alındı.
Detaylı bilgilere bu sayfadan erişebilirsiniz.

İslami Finansa bir destek de İstanbul Şehir Üniversitesi’nden

Her geçen gün biraz daha önemi artıran ve birçok üniversite tarafından ders olarak okutulmaya başlanan İslami finansa son destek İstanbul Şehir Üniversitesi’nden geldi. 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında ülkemizdeki İslami finans sisteminin en önemli ayrılmaz parçalarından olan ve dünyada yaygın olarak tekafül adı ile bilinen “Katılım Sigortacılığı” dersi lisans ve yüksek lisans olarak müstakil bir başlık altında müfredata eklendi. Öğrencileri ile sigorta alanında çalışan yetkin kurum ve kişilere lisans ve yüksek lisans düzeyinde İslam ekonomisi ve sigorta kapsamında gerekli akademik bilgiyi kazandırmak amacıyla açılan ders, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi bünyesinde eğitim vermeye devam edecek.

Dersin amacının ise katılım sigortacılığının bilinirliğini sağlamanın yanında ‘’İslam Hukukunun finans ve sigortaya taalluk eden hükümleri hakkında bilgiler vererek, sigortacılık uygulamasını İslami prensipler çerçevesinde muhakeme edebilme yetisi kazandırmak ve hâlihazırdaki uygulamalar hakkında fikir sahibi olunmasını sağlamayı hedeflendiği” belirtildi.

Öğrencilerin ilgi göstererek seçtiği bu gibi İslami Finansın gelişmesine, farkındalığın oluşmasına katkı ve destek sağlayacak akademik derslerin diğer üniversitelerimizde de yaygınlaşmasını umut ediyoruz.

Dersler Katılım Sigortacılığı Derneği Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre Gürbüz tarafından verilmektedir.

“Yaşayan ve Gelişen Katılım Bankacılığı” Kitabı yayınlandı!

Türkiye’de katılım bankacılığının anlatılması, gelişmesi ve tabana yayılması konusunda faaliyette bulunan Türkiye Katılım Bankaları Birliği, “Yaşayan ve Gelişen Katılım Bankacılığı” kitabını literatüre kazandırdı.

Teori ve pratiği bir araya getiren alanında uzman 32 akademisyen ve uygulamacıdan oluşan yazar kadrosuyla hazırlanan kitap toplamda 14 bölümden oluşmaktadır.  Prof. Dr. Hasan Hacak ve Dr. Yunus Emre Gürbüz imzasını taşıyan 11. bölümde ise ” İSLAMİ FİNANSTA SİGORTA VE KATILIM SİGORTASI (TEKAFÜL)” konusu ele alınmaktadır. “Tekâfül” kavramının Türkiye ve dünyadaki uygulamalarından bahsedilmektedir.

 

 

 

 

 

Kitabın Bu bölümünde aşağıdaki konular ele alınmaktadır. 
1. Sigorta Kavramı, Sigortanın Çeşitleri ve Tarihi Gelişimi
2. İslam Kültüründe Risk Paylaşımı İle İlgili Klasik Bazı Kurumlar
3. Sigortanın İslam Dünyasındaki Gelişimi ve Fıkhi Tartışmaların Başlaması
4. Sigortanın Hükmü İle İlgili Çağdaş Fıkhi Tartışmaların Değerlendirilmesi
5. Katılım Sigortacılığının (Tekâfül) Yapısı ve Özellikleri

Kitaba buradan erişebilirsiniz.

“Katılım bankaları, yüksek komisyon veren sigorta şirketleri ile çalışıyor”

(Katılım Gündemi adresinden alıntılanmıştır.)

Hürriyet Gazetesi’nden Noyan Doğan, geçtiğimiz günlerde Türkiye Sigortalar Birliği tarafından düzenlenen sektörel toplantı sonrası gözlemlerini bugünkü köşe yazısına taşıdı. Konya’daki sanayicilerin yanı sıra halkla da görüştüğünü ifade eden Noyan, katılım bankacılığından neredeyse kimsenin haberi olmadığını belirtti. Toplantı esnasında katılım sigortacılığı temsilcileri ile de görüşme fırsatı bulan Noyan, katılım sigortacılığı temsilcilerinin katılım bankalarına yönelik serzenişlerine de satırlarında yer verdi. Katılım sigortacılığı temsilcilerinin faiz hassasiyeti nedeniyle katılım sigortacılığını tercih eden müşterilerinin poliçe bedellerini faiz hassasiyeti nedeniyle çoğunlukla katılım bankalarında değerlendirdiklerini ancak katılım bankalarının yüksek komisyon getirisine göre hareket edip katılım sigortacılığına pozitif ayrımcılık yapmadıklarından dem vurduklarını ifade etti.

Bugünkü yazısında sektöre ilişkin rakamlar da veren Doğan, katılım sigortacılığının da katılım bankacılığı gibi mevcut sigorta sektörünün %4’lük dilimini oluşturduğunu ifade ederek şu satırları kaleme aldı:

“1.6 milyon kişi faizsiz esaslara uygun poliçe yaptırmış. Bunların içinde KOBİ de var, vatandaş da. Toplam poliçenin neredeyse yarıya yakını ise trafik ve kasko sigortasından oluşuyor. Faizsiz sigortaları seçen yine vatandaş olmuş, beklentinin aksine KOBİ’lerin oranı çok düşük. Toplam sigorta pazarının içinde faizsiz sigortacılığın payı ise yüzde 4’ler civarında ki, bu rakam katılım bankacılığı ile benzerlik gösteriyor. Katılım bankacılığının toplam finans pazarı içindeki payı da yüzde 5’ler civarında.

KATILIM SİGORTACILIĞINI KATILIM BANKALARI YAYGINLAŞTIRABİLİR!

Katılım sigortacılığını katılım bankalarının yaygınlaştırabileceğini ifade eden Doğan, Konya’da yüzyüze görüştüğü kişilerin çoğunun kendilerine katılım sigortacılığından bahsetmediğini ifade ederek şunları belirtti:

“Sigorta şirketleri poliçe satarak, topladıkları primleri yasa gereği faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. Hal böyle olunca da tüm yatırımlar ağırlıklı olarak katılım bankalarında değerleniyor. Daha açık bir anlatımla katılım sigortacıları, sadece katılım bankaları ile çalışıyor. Olması gereken de bu.

Ancak katılım bankalarında durum biraz farklı. Bazı bankalar hem katılım sigorta şirketleri hem de diğer şirketlerle de çalışıyor. Nedenini sordum: “Kim daha fazla komisyon veriyorsa onun poliçesini satıyorlar” cevabını aldım. Hatta katılım sigorta şirketi yöneticileri, bu duruma, “Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli” diyerek tepki gösteriyor. Anladım ki, katılım sigorta şirketleri ile katılım bankaları arasındaki ilişkide bir gariplik var. “

Uzun yıllar sigortanın caiz olup olmadığının tartışıldığını belirten Doğan, geldiğimiz noktada katılım sigortacılığı penceresinin açılıp icazet sorunun ortadan kalktığını ve sektör paydaşlarının bu konuya önem vermelerinin gerektiğinin altını çizdi.

Doğan’ın yazısını okumak için:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/1-6-milyon-kisi-faizsiz-sisteme-katildi-41260042

Katılım Sigortacılığı Nedir? Fıkhî hükmü nasıldır?

Katılım sigortacılığı (İslâmî sigortacılık) nedir?

Değerli kardeşimiz,

2017 Aralık ayında yürürlüğe giren katılım sigortacılığı ile ilgili yönetmelik uzun zamandan beri beklenen bir mevzuat boşluğunu kısmen doldurdu; artık mevzuatlı olarak katılım sigortacılığı yapmanın kapısı açılmış oldu.

Ülkemizde adı katılım sigortacılığı olan faaliyetin diğer yaygın isimleri ‘üyelik’ ve ‘takâfül’ sigortacılığıdır. Fıkha dayandığı için “İslâmî sigortacılık” ifadesi de kullanılmaktadır.

Bu sigortacılığın esası veya kısaca açıklaması şudur:

Fıkıhta “şartlı bağış” konusu tartışılmıştır. “Bana şu elbiseyi bağışlaman şartıyla sana şu kitabı bağışlıyorum” şeklindeki bir teklifi karşı taraf kabul ederse “ivaz (bedel) şartlı hibe” gerçekleşmiş olur. Bağışlanan şeyler belli olmak şartıyla bu akdin sahih olduğunda dört mezhebin ittifakı vardır; ihtilaf “bunun bağış mı, satım akdi mi, başı bağış sonu satım akdi mi olduğu” konusunda ve bağışlanan şeyde belirsizlik varsa akdin sahih olup olmadığı konusundadır.

Tekâfül sigortası, “karşılık şartı ile bağış” esasına dayandığı için “bağışlananda belirsizlik olsa bile akit sahihtir” diyen Mâlikî mezhebi tercih edilerek caiz görülmüş ve uygulamaya konulmuştur.

Benim yorumuma göre bu sigorta şeklinde bağışlanan şey, bağışlama gerçekleşirken “belirsiz (meçhul)” değildir. Sisteme katılanlar, sistemi yönetenlere, mesela trafik kazasında hasar oluştuğunda, hasarı karşılayacak miktarda paranın verilmesine vekalet vermektedirler. Vekil yönetici de “ödeme sırasında belli olan hasarın bedelini” şartlı hibe olarak ödemektedir.

Bütün dünyada yaygın olan ticari (primli) sigortacılıkta sigorta şirketi,sigorta konusu olan riski karşılama taahhüdü karşılığında prim alır ve bu prime sahip olur. Belli süre içinde risk gerçekleşmezse primin tamamı, gerçekleşirse bakiyesi şirketin olur veya şirket primden fazlasını öder. Ayrıca bu şirketler topladıkları fonları helâl-haram farkı gözetmeden kullanırlar, kendileri için paradan para kazanırlar.

Tekafül sigortacılığında sigortaya katılanlar, toplanan fonun sahibi olurlar, şirketi veya kooperatifi yönetenler onların vekili sayılırlar ve hizmetlerine karşılık vekâlet ücreti alırlar. Toplanan fon İslâmî kurallara göre yönetilir ve nemalandırılır, kazanılan para da sigortaya katılanların olur. Şarta uygun ödemelerden artan para sigortalıların hesaplarına yazılır ve çekilmek isteyenler kalan paralarını alarak çekilirler.

Şimdi ülkemizde yaşayan ve İslâmî hassasiyeti olan (haram-helâl ayrımı yapan) Müslümanlar için ticari sigortacılara başvurma zarureti ortadan kalkmıştır. Katılım sigortacılığı yerleşinceye kadar diğer sigortacılara, aynı esaslara göre sigorta yapmak üzere pencere açma izni üç yıllığına verilmiştir, üç yıl sonra bu da sona erecektir.

Dünyada gittikçe itibar gören ve yayılan tekâfül sigortacılığının ülkemizde iki eksiği var:

1. Müslümanlar hâlâ bu sisteme yeterli desteği vermiyorlar, bu yüzden sistem gelişip genişleyemiyor.

2. Diğer sigortacılıkta olduğu gibi katılım sigortacılığında da re-tekâfüle (reassurance) ihtiyaç vardır. Ülkemizde İslâmî reasürans/re-tekâfül şirketi/kuruluşu mevcut değildir, yurt dışında da yeterli sayıda yoktur. Himmet ve dînî gayret sahibi sermayedarların bir araya gelerek vakit geçirmeden re-tekâfül kuruluşunu gerçekleştirmeleri farz-ı kifâyedir.

Şeriatın uygulanmasını isteyenler işe kendilerinden başlamadıkça hem başarılı olamazlar, hem de talebin samimiyeti tartışılır.

Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet sitesinden alınmıştır. Buradan ulaşabilirsiniz.