İslami Finansa bir destek de İstanbul Şehir Üniversitesi’nden

Her geçen gün biraz daha önemi artıran ve birçok üniversite tarafından ders olarak okutulmaya başlanan İslami finansa son destek İstanbul Şehir Üniversitesi’nden geldi. 2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılında ülkemizdeki İslami finans sisteminin en önemli ayrılmaz parçalarından olan ve dünyada yaygın olarak tekafül adı ile bilinen “Katılım Sigortacılığı” dersi lisans ve yüksek lisans olarak müstakil bir başlık altında müfredata eklendi. Öğrencileri ile sigorta alanında çalışan yetkin kurum ve kişilere lisans ve yüksek lisans düzeyinde İslam ekonomisi ve sigorta kapsamında gerekli akademik bilgiyi kazandırmak amacıyla açılan ders, İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi bünyesinde eğitim vermeye devam edecek.

Dersin amacının ise katılım sigortacılığının bilinirliğini sağlamanın yanında ‘’İslam Hukukunun finans ve sigortaya taalluk eden hükümleri hakkında bilgiler vererek, sigortacılık uygulamasını İslami prensipler çerçevesinde muhakeme edebilme yetisi kazandırmak ve hâlihazırdaki uygulamalar hakkında fikir sahibi olunmasını sağlamayı hedeflendiği” belirtildi.

Öğrencilerin ilgi göstererek seçtiği bu gibi İslami Finansın gelişmesine, farkındalığın oluşmasına katkı ve destek sağlayacak akademik derslerin diğer üniversitelerimizde de yaygınlaşmasını umut ediyoruz.

Dersler Katılım Sigortacılığı Derneği Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre Gürbüz tarafından verilmektedir.

“Yaşayan ve Gelişen Katılım Bankacılığı” Kitabı yayınlandı!

Türkiye’de katılım bankacılığının anlatılması, gelişmesi ve tabana yayılması konusunda faaliyette bulunan Türkiye Katılım Bankaları Birliği, “Yaşayan ve Gelişen Katılım Bankacılığı” kitabını literatüre kazandırdı.

Teori ve pratiği bir araya getiren alanında uzman 32 akademisyen ve uygulamacıdan oluşan yazar kadrosuyla hazırlanan kitap toplamda 14 bölümden oluşmaktadır.  Prof. Dr. Hasan Hacak ve Dr. Yunus Emre Gürbüz imzasını taşıyan 11. bölümde ise ” İSLAMİ FİNANSTA SİGORTA VE KATILIM SİGORTASI (TEKAFÜL)” konusu ele alınmaktadır. “Tekâfül” kavramının Türkiye ve dünyadaki uygulamalarından bahsedilmektedir.

 

 

 

 

 

Kitabın Bu bölümünde aşağıdaki konular ele alınmaktadır. 
1. Sigorta Kavramı, Sigortanın Çeşitleri ve Tarihi Gelişimi
2. İslam Kültüründe Risk Paylaşımı İle İlgili Klasik Bazı Kurumlar
3. Sigortanın İslam Dünyasındaki Gelişimi ve Fıkhi Tartışmaların Başlaması
4. Sigortanın Hükmü İle İlgili Çağdaş Fıkhi Tartışmaların Değerlendirilmesi
5. Katılım Sigortacılığının (Tekâfül) Yapısı ve Özellikleri

Kitaba buradan erişebilirsiniz.

“Katılım bankaları, yüksek komisyon veren sigorta şirketleri ile çalışıyor”

(Katılım Gündemi adresinden alıntılanmıştır.)

Hürriyet Gazetesi’nden Noyan Doğan, geçtiğimiz günlerde Türkiye Sigortalar Birliği tarafından düzenlenen sektörel toplantı sonrası gözlemlerini bugünkü köşe yazısına taşıdı. Konya’daki sanayicilerin yanı sıra halkla da görüştüğünü ifade eden Noyan, katılım bankacılığından neredeyse kimsenin haberi olmadığını belirtti. Toplantı esnasında katılım sigortacılığı temsilcileri ile de görüşme fırsatı bulan Noyan, katılım sigortacılığı temsilcilerinin katılım bankalarına yönelik serzenişlerine de satırlarında yer verdi. Katılım sigortacılığı temsilcilerinin faiz hassasiyeti nedeniyle katılım sigortacılığını tercih eden müşterilerinin poliçe bedellerini faiz hassasiyeti nedeniyle çoğunlukla katılım bankalarında değerlendirdiklerini ancak katılım bankalarının yüksek komisyon getirisine göre hareket edip katılım sigortacılığına pozitif ayrımcılık yapmadıklarından dem vurduklarını ifade etti.

Bugünkü yazısında sektöre ilişkin rakamlar da veren Doğan, katılım sigortacılığının da katılım bankacılığı gibi mevcut sigorta sektörünün %4’lük dilimini oluşturduğunu ifade ederek şu satırları kaleme aldı:

“1.6 milyon kişi faizsiz esaslara uygun poliçe yaptırmış. Bunların içinde KOBİ de var, vatandaş da. Toplam poliçenin neredeyse yarıya yakını ise trafik ve kasko sigortasından oluşuyor. Faizsiz sigortaları seçen yine vatandaş olmuş, beklentinin aksine KOBİ’lerin oranı çok düşük. Toplam sigorta pazarının içinde faizsiz sigortacılığın payı ise yüzde 4’ler civarında ki, bu rakam katılım bankacılığı ile benzerlik gösteriyor. Katılım bankacılığının toplam finans pazarı içindeki payı da yüzde 5’ler civarında.

KATILIM SİGORTACILIĞINI KATILIM BANKALARI YAYGINLAŞTIRABİLİR!

Katılım sigortacılığını katılım bankalarının yaygınlaştırabileceğini ifade eden Doğan, Konya’da yüzyüze görüştüğü kişilerin çoğunun kendilerine katılım sigortacılığından bahsetmediğini ifade ederek şunları belirtti:

“Sigorta şirketleri poliçe satarak, topladıkları primleri yasa gereği faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. Hal böyle olunca da tüm yatırımlar ağırlıklı olarak katılım bankalarında değerleniyor. Daha açık bir anlatımla katılım sigortacıları, sadece katılım bankaları ile çalışıyor. Olması gereken de bu.

Ancak katılım bankalarında durum biraz farklı. Bazı bankalar hem katılım sigorta şirketleri hem de diğer şirketlerle de çalışıyor. Nedenini sordum: “Kim daha fazla komisyon veriyorsa onun poliçesini satıyorlar” cevabını aldım. Hatta katılım sigorta şirketi yöneticileri, bu duruma, “Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli” diyerek tepki gösteriyor. Anladım ki, katılım sigorta şirketleri ile katılım bankaları arasındaki ilişkide bir gariplik var. “

Uzun yıllar sigortanın caiz olup olmadığının tartışıldığını belirten Doğan, geldiğimiz noktada katılım sigortacılığı penceresinin açılıp icazet sorunun ortadan kalktığını ve sektör paydaşlarının bu konuya önem vermelerinin gerektiğinin altını çizdi.

Doğan’ın yazısını okumak için:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/noyan-dogan/1-6-milyon-kisi-faizsiz-sisteme-katildi-41260042

Katılım Bankaları, Katılım Sigortacılığına Destek Olmalı…

Doğan, Hürriyet Gazetesindeki yazısında Katılım Sigortacılığının bilinirliği artması için katılım bankaları ile beraber çalışılması gerektiğini vurguladı ve şu anekdota yer verdi:

Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli

Yazının tamamı aşağıdadır:

1.6 milyon kişi faizsiz sisteme katıldı

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Sigorta Birliği, Konya’da, benim de katıldığım bir toplantı düzenleyerek, sanayiciler ve KOBİ’lerle bir araya geldi.

Toplantıda konu döndü dolaştı faizsiz sigortacılığa, bir başka adıyla katılım sigortacılığına geldi. Gördüm ki, Konya iş dünyası faizsiz sigortacılıktan habersiz. Biraz araştırdım, bu durum sadece Konya’ya has değil. Reel sektörden tutun da sokaktaki vatandaşa kadar birçok kesim faizsiz sigortacılıktan bihaber. Peki, bu kimin suçu? Oraya geleceğim ama önce katılım sigortacılığından biraz bahsedeyim.

2017 yılında yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılığın yasal sınırları çizildi ve uygulama başladı. Sistemin iki özelliği var; birincisi, baştan sona faizsiz esaslara göre yürütülmesi, ikincisi ve daha da önemlisi sigortalılara belirli dönemin sonunda para iadesi yapılması ki, faizsiz sigortacılık yapan bir şirket bu kapsamda 50 bin sigortalısına 5 milyon iade ödemesi yaptı. Katılım sigortacılığının amacı ise faize duyarlı kesimin sigorta yaptırması. Şunu kabul etmek lazım, belirli kesim dini nedenlerden dolayı trafik gibi zorunlu sigortaların dışında tüm sigorta sistemine uzak duruyordu.

ANADOLU’DA BİLİNMİYOR

Son rakamlara baktım, 1.6 milyon kişi faizsiz esaslara uygun poliçe yaptırmış. Bunların içinde KOBİ de var, vatandaş da. Toplam poliçenin neredeyse yarıya yakını ise trafik ve kasko sigortasından oluşuyor. Faizsiz sigortaları seçen yine vatandaş olmuş, beklentinin aksine KOBİ’lerin oranı çok düşük. Toplam sigorta pazarının içinde faizsiz sigortacılığın payı ise yüzde 4’ler civarında ki, bu rakam katılım bankacılığı ile benzerlik gösteriyor. Katılım bankacılığının toplam finans pazarı içindeki payı da yüzde 5’ler civarında.

Kimileri, ‘bankacılığın payı buysa sigortacılığın da bu olması doğal’ diyebilir. Buna katılmıyorum. Konya toplantısı sonrası biraz araştırdım, sigortacılarla da konuştum. Konyalılar, ‘kimse bize faizsiz sigortacılık olduğunu söylemedi, anlatmadı’ diyor. Elbette, bunu anlatacak olan yine sigortacılardır ama özellikle Anadolu’da, katılım sigortacılığını halka, reel sektöre anlatacak ve yaygınlaştıracak olan katılım bankalarıdır. Katılım sigortacıları ile konuştum, ilginç tespitleri var. Sigorta şirketleri poliçe satarak, topladıkları primleri yasa gereği faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. Hal böyle olunca da tüm yatırımlar ağırlıklı olarak katılım bankalarında değerleniyor. Daha açık bir anlatımla katılım sigortacıları, sadece katılım bankaları ile çalışıyor. Olması gereken de bu.

KOMİSYON PAZARLIĞI

Ancak katılım bankalarında durum biraz farklı. Bazı bankalar hem katılım sigorta şirketleri hem de diğer şirketlerle de çalışıyor. Nedenini sordum: “Kim daha fazla komisyon veriyorsa onun poliçesini satıyorlar” cevabını aldım. Hatta katılım sigorta şirketi yöneticileri, bu duruma, “Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli” diyerek tepki gösteriyor. Anladım ki, katılım sigorta şirketleri ile katılım bankaları arasındaki ilişkide bir gariplik var. Bu durum da haliyle sigortanın bilinirliğine yansıyor.

Yıllardır sigorta caiz mi, değil tartışıldı. Daha düne kadar bireysel emekliliğin bile caiz olup, olmadığını konuştuk. İki sene önce kamu, düzenleme yaparak faizsiz sigortacılığı başlattı, bugün 7-8 şirket –ki, bunların ikisi sadece katılım sigortacılığı yapıyor- bu alanda faaliyet gösteriyor. İki yılda gelinen nokta ise 1.6 milyon sigortalı; iş dünyası bile faizsiz sigortacılığı duymamış, bilmiyor.

Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi Raporu Sunuldu

İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından hayata geçirilen “Geleceğin Türkiyesi” projesi kapsamında eğitim, yükseköğretim, dış politika, iktisat, kültür, yönetim, sivil toplum ve sosyal politika alanlarında Türkiye için gelecek vizyonu oluşturacak rapor serisinin üçüncü çalışması “Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi” raporu kamuoyuna sunuldu.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Taşdemir’in proje yürütücülüğünü yaptığı raporu Taşdemir’le birlikte aynı üniversiteden Etem Hakan Ergeç, Hüseyin Kaya ve Özer Selçuk yazdı.

“EKONOMİDE UZUN DÖNEM HEDEFLERE ODAKLANILMALI”

Selamlama konuşmalarının ardından Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi raporunun proje yürütücüsü ve yazarı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Taşdemir, raporu sundu.

Raporun amacını “bir ekonomi vizyonu ortaya koymak, bu vizyon doğrultusunda odaklanılması gereken hususlara dikkat çekerek temel bir çerçeve sunmak” olarak açıklayan Taşdemir, temel motivasyonunu ise “Geleceğin Türkiyesinde nasıl bir ekonomide yaşamak istiyoruz?” sorusunun oluşturduğunu söyledi.

Çalışmanın farkının sosyal adalet, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirliği birbirlerinin alternatifleri olarak değil, birbirlerini tamamlayan olgular olarak görmesi olduğunu belirten Taşdemir, arzulanan bir ekonomi için kısa sürede uzun dönemli bir bakışa ve uzun dönem hedeflere odaklanmaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

“İSLAMİ FİNANSIN PAYI ARTTIRILMALI”

Türkiye ekonomisini gelecekte küresel eğilimler ve yapısal unsurların belirleyeceğini kaydeden Taşdemir, küresel eğilimleri küresel ticaret ve üretimin değişen ağırlık merkezi, üretim sürecinde gelişen teknoloji ve küresel iklim değişikliği olarak kategorize etti. Yapısal unsurların ise uzun dönem büyüme, sosyal adalet ve sürdürülebilirlik, demografi ve işgücü, dış ticaret, finans ve stratejik sektörler olarak ayrıldığını belirtti.

Sunumunda İslami finanstan da söz eden Taşdemir, İslami finansın reel ekonomiyle güçlü bir bağı olduğunu belirtti ve ekonomi içerisindeki payının arttırılması gerektiğini söyledi.

12 MADDELİK VİZYON BELGESİ

Türkiye ekonomisinin geleceğin dünyasına hazırlanabilmesi, adil ve gelişmeye açık bir sistem için önümüzdeki yıllarda bazı stratejilerin kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti ve bunları 12 madde halinde sıraladı.

2030’larda Türkiye’nin Ekonomi Vizyonu:

– Ekonominin üretim kapasitesindeki artışı ifade eden ve beşerî sermaye, teknoloji, verimlilik gibi yapısal faktörlere bağlı olan uzun dönem büyüme hedeflenmelidir.

– Bireylerin kendilerini gerçekleştirmeleri ve yeteneklerini ortaya çıkarmaları için eşit haklara ve eşit fırsatlara sahip olmaları temin edilmelidir.

– Ekonomik büyüme gelecek nesillerin refahından ödün vermeyecek şekilde gerçekleştirilmelidir.

– Beşerî sermayeyi artırmak için adaptasyon yeteneği yüksek, temel becerilere hakim, ahlaki değerleri güçlü bireyleri yetiştirecek bir eğitim sistemi kurulmalıdır.

– Yatırımlar uzun dönem büyümeye katkısı kısıtlı olan inşaat sektörü gibi sektörler yerine daha verimli ve stratejik sektörlere yöneltilmelidir.

– Yenilik ve girişimcilik ekosistemi geliştirilmeli ve kamuda şeffaflık, söz hakkı ve hesap verilebilirlik arttırılmalıdır.

– Vergi sisteminin adil hale getirilmeli ve gelir adaletini hedefleyen kamu müdahaleleri yapılmalıdır.

– Düşük karbon salınımlı üretim teknolojilere yatırım yapılmalı, buna uygun tüketim biçimleri geliştirilmelidir.

– Esnek çalışma koşulları, ücret geliri vergi iadesi gibi politikalar uygulamaya konulmalı, adaptasyon yeteneği güçlü bir iş gücü oluşturulmalıdır.

– Sosyal adaleti, sürdürülebilirliği ve uzun dönem büyümeyi destekleyen bir “iyi finans” modeli olan İslami finansın Türkiye ekonomisindeki payı ve niteliği arttırılmalıdır.

– İhracatın ithalata bağımlılığı azaltılarak, teknoloji yoğunluğu ve katma değer düzeyi arttırılmalıdır.

– Geleceğin Türkiye ekonomisinde stratejik sektörler olan tarım ve hayvancılık, enerji, savunma ve bilişim sektörlerine özel önem verilmelidir.

Sunumun ardından program, İLKE Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un raporun yazarları Prof. Dr. Murat Taşdemir, Doç. Dr. Etem Hakan Ergeç, Doç. Dr. Hüseyin Kaya ve Dr. Özer Selçuk’a plaket takdimiyle sona erdi.

Programa Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Sadık Ayhan Saruhan, BDDK Kurul Üyesi Beytullah Yazar, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, İLKE ve kurumlarının yöneticileri, STK temsilcileri ve kalabalık bir dinleyici topluluğu katıldı.

 

 

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12. Toplantısı Gerçekleştirildi

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12. Toplantısı

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12.Toplantısı, “İİT Üyesi Ülkelerde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı” temasıyla 28 Mart 2019 tarihinde Ankara’da yapılmıştır.

Mali İşbirliği Çalışma Grubuna kayıtlı 23 Üye Ülke temsilcileri toplantıya katılmışlardır. İSEDAK Koordinasyon Ofisi, SESRIC, SMIIC, IIRA, CIBAFI, AAOIFI, İİT Borsaları Forumu, İSEDAK Sermaye Piyasası Düzenleyiciler Forumu, OIC-COMCEC Merkez Bankaları Forumu, IDB Grubu, Kuveyt Türk ve Katılım Sigortacılığı Derneği temsilcileri de katılmışlardır. Toplantıya Katsider adına Genel Sekreter Yunus Emre Gürbüz ve Katılım Emeklilik şirketi Fon Yönetimi Müdürü Fatih Bozkurt da katılım sağlamıştır.

Üye Devletler temsilcileri, kendi ülkelerinde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı konusundaki deneyimlerini, kazanımlarını ve karşılaştıkları zorlukları paylaşmışlardır. Toplantıda, İSEDAK Koordinasyon Ofisi tarafından hazırlatılan “İİT Üyesi Ülkelerde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı”  isimli Çalışma ele alınmıştır.

Daha geniş bilgi için http://www.comcec.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

İslam ve Finans Kitabı Çıktı

İslami finansa dair temel kurum ve kavramların teori ve uygulama açısından ele alındığı bu kitapta, başta iktisat, finans, uluslararası ilişkiler, ilahiyat, hukuk ve sigortacılık olmak üzere farklı alanlardaki ilim adamları ile saha uzmanlarının yazılarına yer verilmiştir. Sigorta ve bankacılık alanlarındaki temel kavramların düşünsel boyutları ile tarihsel gelişimi üzerinde duran ve ilgili sahaya dair aktüel meseleleri İslam hukuku perspektifinden masaya yatıran çalışma, bu yönüyle önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Kitabın 3. bölümünde Hasan Hacak ve Yunus Emre Gürbüz tekafül (islami sigortacılık) konusunu ele almışlardır.