Katılım Bankaları, Katılım Sigortacılığına Destek Olmalı…

Doğan, Hürriyet Gazetesindeki yazısında Katılım Sigortacılığının bilinirliği artması için katılım bankaları ile beraber çalışılması gerektiğini vurguladı ve şu anekdota yer verdi:

Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli

Yazının tamamı aşağıdadır:

1.6 milyon kişi faizsiz sisteme katıldı

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Sigorta Birliği, Konya’da, benim de katıldığım bir toplantı düzenleyerek, sanayiciler ve KOBİ’lerle bir araya geldi.

Toplantıda konu döndü dolaştı faizsiz sigortacılığa, bir başka adıyla katılım sigortacılığına geldi. Gördüm ki, Konya iş dünyası faizsiz sigortacılıktan habersiz. Biraz araştırdım, bu durum sadece Konya’ya has değil. Reel sektörden tutun da sokaktaki vatandaşa kadar birçok kesim faizsiz sigortacılıktan bihaber. Peki, bu kimin suçu? Oraya geleceğim ama önce katılım sigortacılığından biraz bahsedeyim.

2017 yılında yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılığın yasal sınırları çizildi ve uygulama başladı. Sistemin iki özelliği var; birincisi, baştan sona faizsiz esaslara göre yürütülmesi, ikincisi ve daha da önemlisi sigortalılara belirli dönemin sonunda para iadesi yapılması ki, faizsiz sigortacılık yapan bir şirket bu kapsamda 50 bin sigortalısına 5 milyon iade ödemesi yaptı. Katılım sigortacılığının amacı ise faize duyarlı kesimin sigorta yaptırması. Şunu kabul etmek lazım, belirli kesim dini nedenlerden dolayı trafik gibi zorunlu sigortaların dışında tüm sigorta sistemine uzak duruyordu.

ANADOLU’DA BİLİNMİYOR

Son rakamlara baktım, 1.6 milyon kişi faizsiz esaslara uygun poliçe yaptırmış. Bunların içinde KOBİ de var, vatandaş da. Toplam poliçenin neredeyse yarıya yakını ise trafik ve kasko sigortasından oluşuyor. Faizsiz sigortaları seçen yine vatandaş olmuş, beklentinin aksine KOBİ’lerin oranı çok düşük. Toplam sigorta pazarının içinde faizsiz sigortacılığın payı ise yüzde 4’ler civarında ki, bu rakam katılım bankacılığı ile benzerlik gösteriyor. Katılım bankacılığının toplam finans pazarı içindeki payı da yüzde 5’ler civarında.

Kimileri, ‘bankacılığın payı buysa sigortacılığın da bu olması doğal’ diyebilir. Buna katılmıyorum. Konya toplantısı sonrası biraz araştırdım, sigortacılarla da konuştum. Konyalılar, ‘kimse bize faizsiz sigortacılık olduğunu söylemedi, anlatmadı’ diyor. Elbette, bunu anlatacak olan yine sigortacılardır ama özellikle Anadolu’da, katılım sigortacılığını halka, reel sektöre anlatacak ve yaygınlaştıracak olan katılım bankalarıdır. Katılım sigortacıları ile konuştum, ilginç tespitleri var. Sigorta şirketleri poliçe satarak, topladıkları primleri yasa gereği faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. Hal böyle olunca da tüm yatırımlar ağırlıklı olarak katılım bankalarında değerleniyor. Daha açık bir anlatımla katılım sigortacıları, sadece katılım bankaları ile çalışıyor. Olması gereken de bu.

KOMİSYON PAZARLIĞI

Ancak katılım bankalarında durum biraz farklı. Bazı bankalar hem katılım sigorta şirketleri hem de diğer şirketlerle de çalışıyor. Nedenini sordum: “Kim daha fazla komisyon veriyorsa onun poliçesini satıyorlar” cevabını aldım. Hatta katılım sigorta şirketi yöneticileri, bu duruma, “Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli” diyerek tepki gösteriyor. Anladım ki, katılım sigorta şirketleri ile katılım bankaları arasındaki ilişkide bir gariplik var. Bu durum da haliyle sigortanın bilinirliğine yansıyor.

Yıllardır sigorta caiz mi, değil tartışıldı. Daha düne kadar bireysel emekliliğin bile caiz olup, olmadığını konuştuk. İki sene önce kamu, düzenleme yaparak faizsiz sigortacılığı başlattı, bugün 7-8 şirket –ki, bunların ikisi sadece katılım sigortacılığı yapıyor- bu alanda faaliyet gösteriyor. İki yılda gelinen nokta ise 1.6 milyon sigortalı; iş dünyası bile faizsiz sigortacılığı duymamış, bilmiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*