Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın Sorulan Bir Soruya Verdiği Cevap

Ülkemizde faaliyet gösteren ilk ve tek Tekâfül şirketiyle alakalı sorularlaislamiyet.com sitesine sorulan bir soruya hocanın verdiği cevap;

Merhaba, islam ülkelerinde uygulanmakta olan Tekafül sigorta sistemiyle ilgili araştırma yaparken, bu sisteme dayalı bir şirketin ülkemizde de faaliyet gösterdiğini gördüm. Bu sisteme göre müşterilerden alınan primlerin teberru şeklinde alınması gerekiyormuş. Şirket poliçelerini inceledim şirket yetkilileriyle de bizzat görüştüm. Primleri teberru olarak aldıklarını ancak bunu poliçelerde belirtmediklerini (mevzuatın uygun olmamasını gerekçe gösteriyorlar) ifade ettiler. Şimdi müşterinin teberru verdiğini bilmediği -ancak şirket teberru olarak bu primleri alıyor- bu işlem İslam alimlerince cevaz verilen tekafül sistemine uygun mudur, bu sistemden poliçe yaptırmak caiz midir?
Değerli kardeşimiz;

Tekafül sigortacılığı veya islami sigortanın birkaç şekli var: Karşılıklı bağlayıcı teberru (ıvaz şartlı hibe va’di), mudarabe şirketi ve vakıf  yollarıyla bu sigortacılık uygulanabiliyor.

Teberru şeklinde uygulama şöyledir: Sigortalı olmak isteyen şahıs şirkete sigortaladığı şeye uygun bir teberruda bulunur, şirket de sigortalılar zarara uğradıklarında onlara zararı giderecek miktarda teberruda bulunur. Şirket biriken paranın bir miktarı ile kazandırıcı işlemler de yapabilir. Bu takdirde kâr olursa teberruda bulunan sigortalılara kâr da dağıtılır; bu takdirde  yatırılan paranın bir miktarı teberru, bir miktarı ise iştirak sayılır.

Türkiye’de kanun bu işlemlere uygun hale gelinceye kadar taraflar, sözlü olarak “teberru” konusunu açıklarlar, söylerler, gereğini de yaparlar, yazıya geçirmek şart olmaz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*