Dünyada Sigorta

Dünyada yaşanan ekonomik durgunluk 2011 yılında özellikle gelişmiş ekonomilerde tatmin edici büyüme oranlarına ulaşılmasını engellemiş ve küresel ölçekte hayat ve hayat dışı sigorta şirketlerinin performanslarını olumsuz etkilemiştir. Sigorta şirketleri, istikrarsız ekonomik iklim, rekabetçi pazar koşulları ve yasal düzenlemeler üçgeninde zor bir yılı geride bırakmıştır. Özellikle Avrupa’da yaşanan siyasi ve ekonomik belirsizlikler, tüketiciler kadar yatırımcıları da negatif yönde etkilemiş ve sigorta şirketlerinin bilançoları üzerinde olumsuz etki yaratmıştır. Faiz oranlarının düşük olması yatırım getirileri üzerinde baskı yaratmış, ekonomik durgunluk prim üretimini güçleştirmiş, diğer yandan sigorta risklerini ve sermaye kullanımını regüle eden yeni yasal düzenlemeler sigorta şirketlerinin manevra alanını daraltmıştır.

Dünyada hayat dışı prim üretiminin 2011 yılında reel olarak yaklaşık %1,8 artış gösterdiği tahmin edilmektedir. Gelişmiş ülkelerde prim artışının %0,6 civarında kalması, büyümenin ise yaklaşık %9 ile daha çok gelişmekte olan ülkelerde devam etmesi beklenmektedir. Hayat primlerinde 2011 yılında %1,4 azalma olmasına karşın 2012 ve daha sonrasında bu branşın pozitif yönde gelişeceği öngörülmektedir.

Tüm belirsizliklere ve ekonominin geleceğine yönelik olumsuz beklentilere rağmen, sigorta sektörü 2011 yılında anlamlı sonuçlar elde etmeyi başarmıştır. Bu süreçte sigorta şirketleri sıkı gider yönetimi politikalarıyla tasarrufa yönelmiş, ayrıca prim üretimlerini artırmak amacıyla yeni ürün ve satış teknikleri geliştirmeye önem vermişlerdir. Küresel ölçekte 2011 faaliyetlerine yönelik olarak sigorta şirketlerinin anahtar kelimeleri, esneklik ve inovasyon olmuştur. Sektöre yön veren büyük kuruluşlar, tahmin modellemesi ve diğer gelişmiş analiz yöntemlerini kullanarak ürün, hizmet ve dağıtım kanallarını yeniden şekillendirme yoluna gitmiş ve pazar koşullarının olumsuzluklarını bu şekilde bertaraf etmeyi başarmışlardır.

Son yıllara damgasını vuran gelişmelerden bir diğeri de uluslararası sigorta kuruluşlarının, ekonomik büyümenin durma noktasına geldiği Batı ülkelerindeki tıkanıklığı aşmak amacıyla ilgilerini giderek daha fazla gelişen ülkelere yöneltmeleridir. Asya-Pasifik bölgesi, BRIC ülkeleri ve Türkiye gibi hızla gelişen ülkeler, sunduğu fırsatlar bakımından uluslararası sigorta şirketleri tarafından yakından izlenmektedir. Bu ülkelerde satın alma gücünün artmasına bağlı olarak ortaya çıkan sigorta ihtiyaçları, uluslararası şirketlere yeni pazarlar açmaktadır. Doygunluğa ulaşmış büyük pazarların tersine, gelişen ekonomiler, özellikle sahip oldukları uzun vadeli potansiyelleri nedeniyle şimdiden bu ülkelerde yatırım yapmaya istekli yatırımcılara büyüme yönünde önemli fırsatlar sunmaktadır.

Türkiye de bu yönde büyük hareketliliğe sahne olan ülkelerden biri konumundadır. Yabancı sigorta şirketlerinin Türkiye’deki büyüme fırsatlarına olan ilgisi gün geçtikçe artmaktadır. Bu ilgiye bağlı yabancı sermaye girişinin gelecek yıllarda daha da çoğalması beklenmektedir.

Doğal Afetlerin Sigorta Sektörüne Etkileri

Yapılan hesaplamalara göre 2011 yılında yaşanan doğal afetlerin yol açtığı kayıplar, son 10 yıllık ortalamanın üç katı düzeyinde gerçekleşmiştir. Nitekim fırtına, tsunami, deprem, yanardağ patlaması ve sel gibi afetlerin küresel sigorta sektörüne maliyetinin 2011 yılında 105 ila 110 milyar dolar civarına ulaştığı tahmin edilmektedir. Bu meblağ, sigortacılık tarihinin en kayıplı senesi olarak tarihe geçen 2005 yılındaki 125 milyar dolarlık zarara yakın bir seviyeyi işaret etmektedir.

2011 yılında Japonya’da yaşanan deprem ve tsunami 40 milyar dolar, Yeni Zelanda’daki deprem 20 milyar dolar, Tayland ve yakın çevresinde meydana gelen sel felaketi 10 milyar dolar ve ABD’nin çeşitli bölgelerinde yaşanan kasırgalar 21 milyar dolarlık sigortalı hasara yol açmıştır. Yine Alabama’da meydana gelen hortum, yol açtığı 2,2 milyar dolarlık hasarla yılın öne çıkan olaylarından biridir.

Sigortasız hasarlarla birlikte 2011 yılında meydana gelen afetlerin toplam maliyetinin 350 milyar dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu durum, 2011 yılında yaşanan toplam zararların sadece %30’luk kısmının sigorta kapsamında olduğunu göstermektedir.

Kaynak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*