Katılım Bankalarının Tekâfülle İmtihanı

Noyan Doğan’ın http://tekaful.net/?p=1098 adresinde yer verdiğimiz yazısına ilişkin bir diğer derleme çalışması:

(Kaynak: https://katilimgundemi.com/emlak-katilim-sigorta-acenteliklerini-aliyor/)

ALBARAKA TÜRK KATILIM BANKASI
– Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş., 
– Allianz Sigorta, 
– Anadolu Sigorta, 
– Bereket Sigorta, 
– Coface Sigorta, 
– Generali Sigorta, 
– Güneş Sigorta, 
– Neova Sigorta, 
– Unico Sigorta acentesidir.

KUVEYT TÜRK KATILIM BANKASI
– Neova Sigorta
– Katılım Emeklilik acentesidir.

TÜRKİYE FİNANS KATILIM BANKASI
– Bereket Sigorta
– Bereket Emeklilik
– Doğa Sigorta
– Eureko Sigorta
– Garanti Emeklilik
– Groupama Emeklilik
– HDI Sigorta
– MetLife Emeklilik
– Neova Sigorta
– Unico Sigorta
– Vakıf Emeklilik acentesidir.

VAKIF KATILIM BANKASI
– Bereket Sigorta
– Güneş Sigorta
– Vakıf Emeklilik
– Neova Sigorta acentesidir.

ZİRAAT KATILIM BANKASI
– Ziraat Sigorta
– Bereket Sigorta
– HDI Sigorta
– Ziraat Hayat ve Emeklilik acentesidir.

(Kaynak: https://katilimgundemi.com/emlak-katilim-sigorta-acenteliklerini-aliyor/)

Katılım Bankaları, Katılım Sigortacılığına Destek Olmalı…

Doğan, Hürriyet Gazetesindeki yazısında Katılım Sigortacılığının bilinirliği artması için katılım bankaları ile beraber çalışılması gerektiğini vurguladı ve şu anekdota yer verdi:

Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli

Yazının tamamı aşağıdadır:

1.6 milyon kişi faizsiz sisteme katıldı

Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Sigorta Birliği, Konya’da, benim de katıldığım bir toplantı düzenleyerek, sanayiciler ve KOBİ’lerle bir araya geldi.

Toplantıda konu döndü dolaştı faizsiz sigortacılığa, bir başka adıyla katılım sigortacılığına geldi. Gördüm ki, Konya iş dünyası faizsiz sigortacılıktan habersiz. Biraz araştırdım, bu durum sadece Konya’ya has değil. Reel sektörden tutun da sokaktaki vatandaşa kadar birçok kesim faizsiz sigortacılıktan bihaber. Peki, bu kimin suçu? Oraya geleceğim ama önce katılım sigortacılığından biraz bahsedeyim.

2017 yılında yapılan düzenleme ile faizsiz sigortacılığın yasal sınırları çizildi ve uygulama başladı. Sistemin iki özelliği var; birincisi, baştan sona faizsiz esaslara göre yürütülmesi, ikincisi ve daha da önemlisi sigortalılara belirli dönemin sonunda para iadesi yapılması ki, faizsiz sigortacılık yapan bir şirket bu kapsamda 50 bin sigortalısına 5 milyon iade ödemesi yaptı. Katılım sigortacılığının amacı ise faize duyarlı kesimin sigorta yaptırması. Şunu kabul etmek lazım, belirli kesim dini nedenlerden dolayı trafik gibi zorunlu sigortaların dışında tüm sigorta sistemine uzak duruyordu.

ANADOLU’DA BİLİNMİYOR

Son rakamlara baktım, 1.6 milyon kişi faizsiz esaslara uygun poliçe yaptırmış. Bunların içinde KOBİ de var, vatandaş da. Toplam poliçenin neredeyse yarıya yakını ise trafik ve kasko sigortasından oluşuyor. Faizsiz sigortaları seçen yine vatandaş olmuş, beklentinin aksine KOBİ’lerin oranı çok düşük. Toplam sigorta pazarının içinde faizsiz sigortacılığın payı ise yüzde 4’ler civarında ki, bu rakam katılım bankacılığı ile benzerlik gösteriyor. Katılım bankacılığının toplam finans pazarı içindeki payı da yüzde 5’ler civarında.

Kimileri, ‘bankacılığın payı buysa sigortacılığın da bu olması doğal’ diyebilir. Buna katılmıyorum. Konya toplantısı sonrası biraz araştırdım, sigortacılarla da konuştum. Konyalılar, ‘kimse bize faizsiz sigortacılık olduğunu söylemedi, anlatmadı’ diyor. Elbette, bunu anlatacak olan yine sigortacılardır ama özellikle Anadolu’da, katılım sigortacılığını halka, reel sektöre anlatacak ve yaygınlaştıracak olan katılım bankalarıdır. Katılım sigortacıları ile konuştum, ilginç tespitleri var. Sigorta şirketleri poliçe satarak, topladıkları primleri yasa gereği faizsiz enstrümanlarda değerlendiriyor. Hal böyle olunca da tüm yatırımlar ağırlıklı olarak katılım bankalarında değerleniyor. Daha açık bir anlatımla katılım sigortacıları, sadece katılım bankaları ile çalışıyor. Olması gereken de bu.

KOMİSYON PAZARLIĞI

Ancak katılım bankalarında durum biraz farklı. Bazı bankalar hem katılım sigorta şirketleri hem de diğer şirketlerle de çalışıyor. Nedenini sordum: “Kim daha fazla komisyon veriyorsa onun poliçesini satıyorlar” cevabını aldım. Hatta katılım sigorta şirketi yöneticileri, bu duruma, “Biz yüksek faiz almak için diğer bankalara gitmiyorsak, katılım bankaları da yüksek sigorta komisyonu için diğer sigorta şirketlerine gitmemeli” diyerek tepki gösteriyor. Anladım ki, katılım sigorta şirketleri ile katılım bankaları arasındaki ilişkide bir gariplik var. Bu durum da haliyle sigortanın bilinirliğine yansıyor.

Yıllardır sigorta caiz mi, değil tartışıldı. Daha düne kadar bireysel emekliliğin bile caiz olup, olmadığını konuştuk. İki sene önce kamu, düzenleme yaparak faizsiz sigortacılığı başlattı, bugün 7-8 şirket –ki, bunların ikisi sadece katılım sigortacılığı yapıyor- bu alanda faaliyet gösteriyor. İki yılda gelinen nokta ise 1.6 milyon sigortalı; iş dünyası bile faizsiz sigortacılığı duymamış, bilmiyor.

Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi Raporu Sunuldu

İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği tarafından hayata geçirilen “Geleceğin Türkiyesi” projesi kapsamında eğitim, yükseköğretim, dış politika, iktisat, kültür, yönetim, sivil toplum ve sosyal politika alanlarında Türkiye için gelecek vizyonu oluşturacak rapor serisinin üçüncü çalışması “Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi” raporu kamuoyuna sunuldu.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Murat Taşdemir’in proje yürütücülüğünü yaptığı raporu Taşdemir’le birlikte aynı üniversiteden Etem Hakan Ergeç, Hüseyin Kaya ve Özer Selçuk yazdı.

“EKONOMİDE UZUN DÖNEM HEDEFLERE ODAKLANILMALI”

Selamlama konuşmalarının ardından Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi raporunun proje yürütücüsü ve yazarı İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Taşdemir, raporu sundu.

Raporun amacını “bir ekonomi vizyonu ortaya koymak, bu vizyon doğrultusunda odaklanılması gereken hususlara dikkat çekerek temel bir çerçeve sunmak” olarak açıklayan Taşdemir, temel motivasyonunu ise “Geleceğin Türkiyesinde nasıl bir ekonomide yaşamak istiyoruz?” sorusunun oluşturduğunu söyledi.

Çalışmanın farkının sosyal adalet, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirliği birbirlerinin alternatifleri olarak değil, birbirlerini tamamlayan olgular olarak görmesi olduğunu belirten Taşdemir, arzulanan bir ekonomi için kısa sürede uzun dönemli bir bakışa ve uzun dönem hedeflere odaklanmaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

“İSLAMİ FİNANSIN PAYI ARTTIRILMALI”

Türkiye ekonomisini gelecekte küresel eğilimler ve yapısal unsurların belirleyeceğini kaydeden Taşdemir, küresel eğilimleri küresel ticaret ve üretimin değişen ağırlık merkezi, üretim sürecinde gelişen teknoloji ve küresel iklim değişikliği olarak kategorize etti. Yapısal unsurların ise uzun dönem büyüme, sosyal adalet ve sürdürülebilirlik, demografi ve işgücü, dış ticaret, finans ve stratejik sektörler olarak ayrıldığını belirtti.

Sunumunda İslami finanstan da söz eden Taşdemir, İslami finansın reel ekonomiyle güçlü bir bağı olduğunu belirtti ve ekonomi içerisindeki payının arttırılması gerektiğini söyledi.

12 MADDELİK VİZYON BELGESİ

Türkiye ekonomisinin geleceğin dünyasına hazırlanabilmesi, adil ve gelişmeye açık bir sistem için önümüzdeki yıllarda bazı stratejilerin kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti ve bunları 12 madde halinde sıraladı.

2030’larda Türkiye’nin Ekonomi Vizyonu:

– Ekonominin üretim kapasitesindeki artışı ifade eden ve beşerî sermaye, teknoloji, verimlilik gibi yapısal faktörlere bağlı olan uzun dönem büyüme hedeflenmelidir.

– Bireylerin kendilerini gerçekleştirmeleri ve yeteneklerini ortaya çıkarmaları için eşit haklara ve eşit fırsatlara sahip olmaları temin edilmelidir.

– Ekonomik büyüme gelecek nesillerin refahından ödün vermeyecek şekilde gerçekleştirilmelidir.

– Beşerî sermayeyi artırmak için adaptasyon yeteneği yüksek, temel becerilere hakim, ahlaki değerleri güçlü bireyleri yetiştirecek bir eğitim sistemi kurulmalıdır.

– Yatırımlar uzun dönem büyümeye katkısı kısıtlı olan inşaat sektörü gibi sektörler yerine daha verimli ve stratejik sektörlere yöneltilmelidir.

– Yenilik ve girişimcilik ekosistemi geliştirilmeli ve kamuda şeffaflık, söz hakkı ve hesap verilebilirlik arttırılmalıdır.

– Vergi sisteminin adil hale getirilmeli ve gelir adaletini hedefleyen kamu müdahaleleri yapılmalıdır.

– Düşük karbon salınımlı üretim teknolojilere yatırım yapılmalı, buna uygun tüketim biçimleri geliştirilmelidir.

– Esnek çalışma koşulları, ücret geliri vergi iadesi gibi politikalar uygulamaya konulmalı, adaptasyon yeteneği güçlü bir iş gücü oluşturulmalıdır.

– Sosyal adaleti, sürdürülebilirliği ve uzun dönem büyümeyi destekleyen bir “iyi finans” modeli olan İslami finansın Türkiye ekonomisindeki payı ve niteliği arttırılmalıdır.

– İhracatın ithalata bağımlılığı azaltılarak, teknoloji yoğunluğu ve katma değer düzeyi arttırılmalıdır.

– Geleceğin Türkiye ekonomisinde stratejik sektörler olan tarım ve hayvancılık, enerji, savunma ve bilişim sektörlerine özel önem verilmelidir.

Sunumun ardından program, İLKE Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş’un raporun yazarları Prof. Dr. Murat Taşdemir, Doç. Dr. Etem Hakan Ergeç, Doç. Dr. Hüseyin Kaya ve Dr. Özer Selçuk’a plaket takdimiyle sona erdi.

Programa Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ömer Torlak, İSO Yönetim Kurulu Üyesi Sadık Ayhan Saruhan, BDDK Kurul Üyesi Beytullah Yazar, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan, İLKE ve kurumlarının yöneticileri, STK temsilcileri ve kalabalık bir dinleyici topluluğu katıldı.

 

 

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12. Toplantısı Gerçekleştirildi

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12. Toplantısı

İSEDAK Mali İşbirliği Çalışma Grubu 12.Toplantısı, “İİT Üyesi Ülkelerde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı” temasıyla 28 Mart 2019 tarihinde Ankara’da yapılmıştır.

Mali İşbirliği Çalışma Grubuna kayıtlı 23 Üye Ülke temsilcileri toplantıya katılmışlardır. İSEDAK Koordinasyon Ofisi, SESRIC, SMIIC, IIRA, CIBAFI, AAOIFI, İİT Borsaları Forumu, İSEDAK Sermaye Piyasası Düzenleyiciler Forumu, OIC-COMCEC Merkez Bankaları Forumu, IDB Grubu, Kuveyt Türk ve Katılım Sigortacılığı Derneği temsilcileri de katılmışlardır. Toplantıya Katsider adına Genel Sekreter Yunus Emre Gürbüz ve Katılım Emeklilik şirketi Fon Yönetimi Müdürü Fatih Bozkurt da katılım sağlamıştır.

Üye Devletler temsilcileri, kendi ülkelerinde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı konusundaki deneyimlerini, kazanımlarını ve karşılaştıkları zorlukları paylaşmışlardır. Toplantıda, İSEDAK Koordinasyon Ofisi tarafından hazırlatılan “İİT Üyesi Ülkelerde İslami Finans ile Altyapı Finansmanı”  isimli Çalışma ele alınmıştır.

Daha geniş bilgi için http://www.comcec.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

İslam ve Finans Kitabı Çıktı

İslami finansa dair temel kurum ve kavramların teori ve uygulama açısından ele alındığı bu kitapta, başta iktisat, finans, uluslararası ilişkiler, ilahiyat, hukuk ve sigortacılık olmak üzere farklı alanlardaki ilim adamları ile saha uzmanlarının yazılarına yer verilmiştir. Sigorta ve bankacılık alanlarındaki temel kavramların düşünsel boyutları ile tarihsel gelişimi üzerinde duran ve ilgili sahaya dair aktüel meseleleri İslam hukuku perspektifinden masaya yatıran çalışma, bu yönüyle önemli bir boşluğu doldurmaktadır.

Kitabın 3. bölümünde Hasan Hacak ve Yunus Emre Gürbüz tekafül (islami sigortacılık) konusunu ele almışlardır.

 

“Katılım sigortacılığının büyüklüğü şu an itibariyle başarılı”

Katılım Sigortacılığı Derneği (KATSİDER) Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre Gürbüz ile “Tekafül” konusunda röportaj gerçekleştirdik.

Tekafül, Türkiye’de her geçen gün gelişerek büyüyor. Biz de bu gelişim konusunda Katılım Sigortacılığı Derneği (KATSİDER) Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre Gürbüz ile  bir röportaj gerçekleştirdik.

1- 
Yunus Emre Bey, öncelikle bizlere kendinizden ve Tekafül alanındaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

2001 yılında İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesi, İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra, kısa bir katılım bankacılığı deneyimi yaşadım. Daha sonra sigorta sektörü ile tanıştım. Ardından bir holding bünyesinde denetçi olarak görev yaptım ve son 9 yıldır da şu an bulunduğum katılım sigorta şirketinde İç Denetim Başkanı olarak görev ifa ediyorum. Bu dönem zarfında Katılım Sigortacılığı Derneği’nin de kuruluşunda yer almak nasip oldu. KATSİDER diye kısalttığımız derneğin kuruluşundan bu yana da genel sekreterliğini üstlendim. Derneğimiz aynı zamanda 59 uncu Hükümet programında 2016 yılında bir Genelgeyle kurulan Faizsiz Finans Koordinasyon Kurulu’nun üyelerinden biri olmuştur. Ayrıca Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde 2018’de kurulan Katılım Sigortacılığı Komitesi’nin de şu an başkanlık görevini yerine getiriyorum. Bütün bunların dışında Türkiye ekonomisinde Küreselleşme sürecinde yaşanan son 40 yıla ait veriler ışığında işgücü piyasalarında yaşanan değişimde küresel aktörlerinin etkisini incelediğim bir de doktora çalışmam söz konusu.

Tekaful ya da artık yerli literatürdeki karşılığı olan katılım sigortacılığı konusunda ulusal, uluslararası birçok çalıştayda, panelde, konferansta ve kongrede sunum ve tebliğlerim oldu. Yayımlanmış bazı eserlerimiz ise şunlardır:

Umuttepe Yayınlarından 2016 Aralık ayında çıkan ve editörlüğünü Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan ve Doç. Dr. Ayfer Gedikli’nin üstlendiği İslam Ekonomisi ve Finansı isimli kitapta “İslam Ekonomisi ve Sigortacılık” başlığı altındaki bölümü hazırladım. Sakarya Üniversitesi Yayınlarından 2017 Ekim ayında çıkan ve editörlüğünü Süleyman Kaya, Fatih Yardımcıoğlu, Hakan Aslan hocalarımızın üstlendiği Tekâful Teorisi ve Uygulaması isimli kitapta “Tekâful Sigortacılığı Teorisi ve Politikası” başlığı altındaki bölümü kaleme aldım. Yine T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarına ait olan Aralık 2013 tarihli Güncel Dini Meseleler isimli eserde “Tekâful Sigorta Sistemi” konusunda tekafül sigortacılığını anlattığımız bir bölüm vardır. Son olarak kapsamlı bir çalışma olan ve lisans ve lisans üstü öğretime yönelik tasarlanmış TKBB Yayınlarından 2019 Ocak Ayı sonu gibi çıkması planlananYaşayan Katılım Ekonomisi isimli kitapta da “Katılım Sigortacılığı, Teori ve Politikası” diye bir bölüme katkıda bulunmak nasip oldu. Bunların dışında yine birçok dergide de yine katılım sigortacılığı hakkında yayımlanmış makalelerimiz vardır.

2- Katılım Sigortacılığı Derneği’nin kuruluşu ve ülkemizde Tekafül alanındaki önemi hakkında bilgi verebilir misiniz?

KATSİDER; Ülkemizde faaliyet gösteren katılım sigortacılığı kapsamındaki sigorta şirketlerinin, uluslararası faizsiz sigortacılık esasları olarak bilinen Tekâfül sigortacılığı prensipleriyle faaliyetlerinin geliştirilmesi ve etkinleştirilmesini sağlamak ve bu konuda çalışmalar yapan kişi ve kuruluşlara destek vermek amacı ile 2014 yılında Neova Sigorta ve Katılım Emeklilik ve Hayat şirketleri öncülüğünde kurulmuştur.

Bu zamana kadar katılım sigortacılığı alanında birçok çalıştay ve sempozyuma öncülük etmiş en son Hacı Bayram Veli Üniversitesi tarafından düzenlenen ve bu seneki ana teması “Katılım Finansın Ekonomi Politiği” olarak belirlenen, “I. Uluslararası Sigortacılık, Bankacılık ve Finans Sempozyumu’nun sponsorlarından biri olmuştur. Derneğimizde şu an elliye yakın üye bulunmaktadır. Birçok akademisyen ve sektör çalışanı bireysel üye yanında, Neova Sigorta A.Ş. ve Katılım Emeklilik ve Hayat A.Ş. gibi iki de kurumsal üyemiz vardır.

Derneğimizin faaliyetleri kısaca sigortacılık ve katılım (Tekâfül) sigortacılığı alanındaki gelişmeleri takip edip eğitim kurumlarıyla işbirliği yapmak, sektör ve ülke yararına politikalar oluşturulmasına katkı sağlamak, üniversitelerle müşterek toplantı, eğitim ve çalışmalar yürütmek, katılım sigortacılığı sektörünün ilgilendiği konularda bilim ya da danışma kurulları oluşturarak sektördeki şirketlere/birimlere danışmanlık, eğitim, destek ve raporlama gibi hizmetleri sağlayabilecek çalışmalar organize etmektir.

3- Geçtiğimiz yıllarda oluşturulan yasal düzenlemeler ile beraber Katılım Sigortacılığı’nda nasıl gelişmeler yaşandı?

Katılım sigortacılığına yönelik bir yönetmelik çıkarılması için Dernek olarak uzunca bir zaman Hazine Müsteşarlığı ile birlikte istişarelerde, ortak fikir alışverişlerinde bulunduk. Yayımlanan yönetmelikle katılım sigortacılığının yasal alt yapısı oluşturulmuş oldu. Yönetmelikle, katılım sigortacılığının tanımı, nasıl yapılması gerektiği, müşterinin bilgilendirilmesi ve şirketlerin çalışma usul ve esasları belirlenmiştir. Konvasiyonel sigortacılık yapan firmalara 3 yıl süre tanınmış bu süre sonunda katılım sigorta şirketi zorunluluğu getirilmiştir. Yönetmeliğin ilgili yabancı yatırımcının Türkiye’ye gelmesinde de büyük bir katkısı olacağını düşünmekteyiz.

Son açıklanan veriler doğrultusunda şu an ülkemizde 3 tam tekafül ve 5 pencere usulü poliçe üreten 8 sigorta şirketi bulunmakta olduğu söylenebilir.

Katılım Sigorta Şirketleri
Şirket Adı Tekafül Modeli Katılım Sigortacılığına Başlama Tarihi
Neova Sigorta AŞ (Hayat Dışı) Tam 2010
Doğa Sigorta AŞ (Hayat Dışı) Pencere Usulü 2014
Bereket Sigorta AŞ (Hayat Dışı) Pencere Usulü 2018
Ziraat Sigorta AŞ (Hayat Dışı) Pencere Usulü 2015
Katılım Emeklilik ve Hayat AŞ Tam 2014
Bereket Emeklilik ve Hayat AŞ Tam 2011
Vakıf Emeklilik ve Hayat AŞ Pencere Usulü 2015
Ziraat Hayat ve Emeklilik AŞ Pencere Usulü 2015

4- Mevcut durumda Türkiye’de Katılım Sigortacılığı’nın büyüklüğü yeterli midir?

2010 yılı sonunda %0,52 olan katılım sigortacılığı pazar payı, son açıklanan veriler çerçevesinde 2018 yılı Kasım ayı itibarıyla 1.952.760.585 TL prim üreterek toplamda %4’ler seviyesine ulaşmıştır. 35 yılı aşan Katılım Bankacılığı tecrübesi ile kıyaslarsak, yaklaşık 9 yıllık bir geçmişi olan katılım sigortacılığının büyüklüğü şu an itibariyle başarılı gözükmektedir.

5- Ülkemizde ve dünyada Tekafül’ün geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?

Dünya’da 2016 yılı sonu itibariyle tekafül şirketlerinin brüt prim üretimi 20 milyar Dolara ulaşmıştır. (Tüm sigortacılık sektörü içindeki payı Binde 1’ler seviyesindedir.) Prim büyüklüğü olarak en yüksek üretim Suudi Arabistan’da elde edilmekte bu ülkeyi Malezya ve BAE izlemektedir. Şu an dünyada 33 ülkede 200’ün üzerinde tekâfül sigorta şirketi olduğu bilinmektedir.

Türkiye’deki potansiyeli Dünya’ya göre daha yüksek olarak görmekteyiz. Şirket olarak önümüzdeki 5 yıl içerisinde sigorta sektöründe %5’lik bir pazar payı elde etmeyi düşünüyoruz. Sektör olarak ise piyasaya girecek yeni oyuncular da hesaba katılırsa toplam %10 civarı bir pazar payı öngörmekteyiz. Ancak burada pencere usulü şirketlerin durumu ayrıca ele alınmalıdır.

6- Her geçen gün gelişen teknoloji ile birlikte Tekafül alanında da İnsurTech uygulamaları yararlı olur mu?

2018 yılı şubat ayında Dubai Dünya Sigorta Kongresi bünyesinde düzenlenen “New Generation in InsurTech” yarışmasında bir insurtech girişimi bağımsız jüri değerlendirmesi ile birinci seçildi. Özellikle getirdiği ekonomik, standart şeffaf riski görebilme yetisi, sadece konvansiyonel sigorta sektörünün değil, asıl İslami (Takaful) sigortanın yüksek seviyede belirsizlik (Garar) problemine getirebileceği çözüm nedeniyle dikkat çekmektedir. CIBAFI’nin yayınladığı 24 ülkeden 55 Tekafül Şirketi ile yapılan görüşmeler sonucu hazırlanan araştırma, ilgili kurumların teknolojiyi farklı şekilde ele aldığını ve yenilikten çok operasyonel verimlilik için tercih ettiklerini gösteriyor.

7- Türkiye’de Tekafül alanında yeterli düzeyde eğitim-öğretim programları bulunuyor mu?

Birçok üniversitede lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde İslam iktisadı (bankacılık ve finans) alanlarındaki bölümlerde eğitim verilmekte, İslami sigorta (tekafül) ders olarak okutulmaktadır. Bunların başında Sakarya Üniversitesi, KTO Karatay Üniversitesi’nin ilgisini yakından biliyoruz.

Bu eğitimleri yeterli görmekle birlikte Sebahattin Zaim Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi gibi İslami Finans alanında bölümleri/enstitüleri olan kurumlarda da yine İslami Sigorta (tekafül) derslerinin müstakil olarak koyulmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bu konuda KATSİDER olarak müfredat içeriği vesair tüm konularda yardımcı olabileceğimizi seve seve söyleyebiliriz.

8- Re-Tekafül’ün gerekliliği ve önemi hakkında bilgi verebilir misiniz?

Ülkemizde İslâmî reasürans/re-tekâfül şirketi/kuruluşu mevcut değildir, yurt dışında da bu şirketlerin sayısı hiç de yeterli değildir. Bu da tekafül şirketlerinin elini zayıflatan bir husus esasında. Ülkemizde özellikle Devlet eliyle bir re-tekâfül kuruluşunun tesis edilmesinin bu sektöre bir genişlik, bir hacim kazandıracağı kuşkusuzdur.

9- Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Arzumuz katılım sigortacılığı yani tekafül sisteminin piyasadaki oyuncular tarafından bir ürün olarak ele alınmaması, bizatihi sistemin kendisinin olduğunun farkına varılmasıdır. Böyle olunca sisteme giren tüm oyuncular AAOIFI gibi şer-i standartlar yayımlayan uluslararası kuruluşların standartlarını tam manasıyla yerine getireceklerdir/benimseyeceklerdir. Sistemde şirketler farklı uygulamalar yapıyor olsa da fıkhi açıdan bir uygulama birliğine rastlanılacaktır. Böyle olunca da müşteriler nezdinde de her zaman taze bir güven tesis edilmesi sağlanacaktır. En son vurgulamak istediğim husus ise katılım sigortacılığında murakabe yani denetim mekanizmalarının sağlıklı çalışıyor olmasının zarureti. Şirketlerin danışma kurullarının mevcudiyetinin dışında hem dış denetim hem de iç denetimleri tarafından ve hatta mümkünse konusunda uzmanlaşmış kişilerin/denetçilerin istihdam edilmesiyle (bu da esasında üniversitelerin İslam Ekonomisi Enstitülerindeki katılım sigortacılığı dersinin önemini artırmaya yarayacaktır) bu murakabenin her daim sürüyor olması gerekmektedir.

Katılım Analiz | İslam Ekonomisi Haber-Analiz Portalı olarak, Katılım Sigortacılığı Derneği Genel Sekreteri Dr. Yunus Emre GÜRBÜZ Bey’e teşekkür ederiz.

Kaynak: Katılım Analiz 

İSLAM İKTİSADINDA SİGORTA ÇALIŞTAYI GERÇEKLEŞTİ

İslam İktisadı Araştırma Merkezi’nin (İKAM) düzenlediği İKAM Çalıştaylarının beşincisi “İslam İktisadında Sigorta” başlığıyla gerçekleştirildi.1 Aralık 2018 tarihinde İLKE Derneğinde gerçekleştirilen “İslam İktisadında Sigorta” çalıştayında iki adet tebliğ sunuldu. Çalıştayda Hasan Hacak “Tekafül Sisteminin İslam Hukuku Açısından Değerlendirilmesi”, Hakan Aslan ise ” Dünyada ve Türkiye’de Tekafül: Güncel Durum ve Gelecek Beklentileri” adlı sunumunu gerçekleştirdi. Çalıştaya akademisyenler, çeşitli üniversitelerden çok sayıda öğrenci ve iş hayatından konuya ilgi duyan kişiler katıldı.
Çalıştayda sunulan her iki araştırma da İKAM tarafından önümüzdeki günlerde rapor olarak yayımlanacak.
Program, sunum yapan akademisyenlere hediye takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.