“Vakıf Katılım Bankası” Kararı Resmileşti

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) Vakıf Katılım Bankası A.Ş adlı yeni birkatılım bankası kurulmasına izin veren kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kararda kurucu ortaklar Mazbut Vakıflar Adına T.C Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü, Bayezid Han-ı Sani (II. Bayezit) Vakfı, Mahmud Han-ı Evvel bin Mustafa Han (I. Mahmut) Vakfı, Mahmud Han-ı Sani bin Abdülhamid Han-ı Evvel (II. Mahmut) Vakfı ve Murad Paşa bin Abdusselam (Murat Paşa) Vakfı tarafından kurulan Vakıf Katılım Bankası A.Ş’nin sermayesinin 300 milyon ABD Doları karşılığı Türk Lirası olacağı kaydedildi.

Kaynak

Tekâfül Yerine “Katılım Sigortacılığı”

KATILIM BANKACILIĞI VE FAZİSİZ FİNANS ÇALIŞTAYI 21-23 ARALIK 2013’DE KIZILCAHAMAM’DA DÜZENLENDİ 

 

Ülkemizin ekonomik, sosyal, siyasi ve yasal koşulları, toplumun katılım bankacılığı ve faizsiz finansa ilişkin algıları ve bu alandaki yurt içi ve yurt dışı mevcut uygulamalar göz önünde bulundurularak; ülkemizde faizsiz finans piyasasının sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde gelişiminin temin edilmesi için temel dinamiklerin belirlenmesi ve gerekli altyapıların oluşturulmasına yönelik strateji ve eylem planlarına katkı sağlayacak somut önerilerin ortaya konulması amacıyla “Katılım Bankacılığı ve Faizsiz Finans Çalıştayı” düzenlenmiştir. BDDK ve TKBB ev sahipliğinde düzenlenen çalıştay Asya Termal Kızılcahamam Otel’de gerçekleştirilmiştir.
Çalıştayın çalışma konuları, “Kurumsal İletişim, Algı ve İtibar Yönetimi”, “Eğitim, İnsan Kaynağı, Sertifikasyon”, “Danışma Kurulları”, “Ürün Çeşitliliği (Kaynak)”, “Ürün Çeşitliliği (Plasman)”, “Piyasalar”, “Sigortacılık, BES”, “Standartlar ve Düzenleme” ile “Strateji, Koordinasyon, İnovasyon” başlıklı dokuz alt çalışma grubunda ele alınmıştır.

Çalıştayın ana moderatörü Syracuse Üniversitesi Finans Bölüm Başkanı Sayın Prof. Dr. Yıldıray Yıldırım, TKBB Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ufuk Uyan ve BDDK Başkanı Sayın Mukim Öztekin’in açılış konuşmalarını yaptığı çalıştayın ana konuşmacısı SPK Başkanı Sayın Dr. Vahdettin Ertaş olmuştur.

Çalıştayın ilk gününde katılım bankacılığı ve faizsiz finans konusuyla ilgili tüm tarafların bir araya getirilmesi amacıyla, BDDK Başkanı Sayın Mukim Öztekin’in moderatörlüğünde “Türkiye’nin Faizsiz Finansa İlişkin Vizyonu: Türkiye Modeli” konulu panel oturumu gerçekleştirilmiştir. Panel oturumuna, Hazine Müsteşar Yardımcısı Sayın Burhanettin Aktaş, SPK Başkanı Sayın Dr. Vahdettin Ertaş, TCMB Başkan Yardımcısı Sayın Murat Çetinkaya, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Sayın Prof. Dr. Ahmet Yaman, YÖK Üyesi Sayın Prof. Dr. Mehmet Bulut ve Borsa İstanbul Başkanı Sayın Dr. M. İbrahim Turhan panelist olarak katılmışlardır. Panel oturumunun ardından BDDK Başkan Yardımcısı Sayın Murat Türker ve Sayın Prof. Dr. Yıldıray Yıldırım’ın çalıştayın önemi ve yöntemi konularında yaptıkları konuşmaları takiben çalıştay oturumlarına geçilmiştir. 
McKinsey&Company Ülke Başkanı Sayın Özgür Tanrıkulu’nun “Katılım Bankaları İçin Uluslararası Fırsatlar ve Türkiye Modeli” konulu konuşmasının olduğu çalıştayın ikinci gününde, çalışma gruplarının katılımıyla ortak oturum düzenlenmiş ve akabinde çalıştaya devam edilmiştir.

Üç gün süren çalıştayın son gününde, ana moderatörün başkanlığında masa moderatörlerinin katıldığı bir panel düzenlenmiş ve TKBB Genel Sekreteri Sayın Osman Akyüz ile BDDK Başkan Yardımcısı Sayın Murat Türker’in kapanış konuşmalarını takiben çalıştay son bulmuştur. Çalıştaya, Hazine Müsteşarlığı, BDDK, TCMB, SPK, Diyanet İşleri Başkanlığı, BİAŞ ve TKBB’den yetkililer, Katılım Bankalarının orta ve üst düzey yöneticileri, akademisyenler, özel sektör temsilcileri, Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası başta olmak üzere yurtdışından ilgili kurum yöneticilerin de bulunduğu toplam 93 kişi katılmıştır.
Çalıştayın özet sonuç bildirgesine aşağıda yer verilmiştir.
Kurumsal İletişim, Algı ve İtibar Masası: Katılım bankaları ile konvansiyonel bankalar arasındaki finansa yönelik yaklaşım farklılığı olduğu ve bu kapsamda algı bozukluğuna sebep olan noktaların düzeltilmesi gerekliliği görüşülmüştür. Algı yönetimi uygulamalarında, sistemin somut ekonomik ve etik yararları üzerinde durularak, katılım bankalarının milli ekonomiye ve topluma sağlayacağı olumlu katkılara yer verilmesinin ve sistemin felsefesinin anlatılmasında daha fazla çabanın sarf edilmesinin önemli olduğu kabul edilmiştir. Sistemin tüm taraflarınca itibar edilecek ortak değerler belirlenerek, bu kapsamda kendilerine özgü etik ilkeler, kurumsal yönetim ilkeleri ile faizsiz finansın kendisine özgü teamüllerinin oluşturulması ve bu ilkelere mevcut ve müstakbel faizsiz finans kurumlarınca sadık kalınmasını sağlayacak yapıların tesis tesis edilmesinin kritik önemi haiz olduğuna karar verilmiştir.
Eğitim, İnsan Kaynağı ve Sertifikasyon Masası: Katılım bankacılığı ve faizsiz finans alanında en önemli beşeri kaynak unsuru olan üniversitelerde en önemli eksikliğin ekonomi-finans nosyonuna vakıf ilahiyatçı ile İslam hukuk kuralları ve moral değerlerine vakıf iktisatçı-finansçı akademisyen eksikliği olduğu belirtilmiştir. Beşeri altyapının iyileştirilmesi amacıyla konu ile ilgili fakültelerde yer alması gereken ders programları görüşülmüştür. Katılım bankacılığı ve faizsiz finansa yönelik, Türkçe kaynak ve faizsiz finans alanında lisanslama sınavlarının gerekliliği üzerinde durulmuştur. Eğitim, insan kaynağı ve sertifikasyon alanında yürütülen tüm faaliyetlerin, İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamında nitelikli işgücü havuzunun oluşturulmasına önemli katkılar sağlayacağı değerlendirilmiştir.
Danışma Kurulları Masası: İstanbul’un faizsiz finansın merkezi haline getirilmesi, bu alanda Türkiye ekolünün oluşturulması, faizsiz finans kurumları arasında uygulama birliği sağlanması, ilgili kuruluşların faizsizlik ilkesine uyduğuna ilişkin güvenin tesis edilmesi ve Türkiye’deki faizsiz finans uygulamalarının hem yurtiçi hem de yurtdışında geniş kitleler tarafından kabul görmesinin sağlanması amacıyla geniş tabanlı, bağımsız, kararları bağlayıcı olan bir üst danışma kurulu oluşturulmasının önemli olduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, üst danışma kurulunun yasal konumu, organizasyon yapısı, görevleri, çalışma prensipleri, üyelik kriterleri, kararlarının bağlayıcılık durumu gibi konular müzakere edilmiştir. 
Ürün Çeşitliliği (Kaynak) Masası: Ülke içindeki tasarrufların gayrimenkul ve benzeri mobilitesi olmayan araçlardan faizsiz finansal ürünlere yönlendirilmesi görüşülmüştür. Katılım bankacılığının temel felsefesine en uygun olan katılıma ve ortaklığa dayalı kaynak toplama ürünlerinin geliştirilmesi yönünde stratejiler belirlenmesinin önemine vurgu yapılmıştır. Bununla birlikte, varlık teminatlı sukuk ve varlığa dayalı sukuk gibi ürünlerle seküritizasyona yönelik çalışmaların artırılması, vergi kanunlarında faizsiz finans araçlarına ilişkin dezavantaj oluşturacak düzenlemelerin ortadan kaldırılması, faizsiz finansal ürünlerin çeşitliliğin artırılması ve bu ürünlere yatırım yapılmasını teşvik edici yönde kamu tarafından gerekli düzenlemelerin yapılması önerilmiştir. 
Ürün Çeşitliliği (Plasman) Masası: Katılım bankalarının murabaha ağırlıklı plasman yapısına alternatif ürünler üzerinde çalışmalar yapılmış olup, katılım bankacılığının temelini oluşturan mudaraba ve müşaraka ürünlerinin geliştirilmesi için yapılabilecek düzenlemeler tartışılmıştır. Murabaha yöntemi ile gerçekleştirilen konut ve taşıt finansmanının azalan müşaraka ve finansal kiralama yöntemiyle gerçekleştirilebilmesi için gerekli mevzuat düzenlemeleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca, gerekli mevzuat değişikliklerinin gerçekleştirilmesi ve Borsa İstanbul’un ilgili pazarlarında emtia işlemlerinin fiziki olarak değişimine imkân sağlanması durumunda tavarruk ürününün yurt içi piyasalarda gerçekleştirilebileceği, özellikle MENA bölgesindeki fonların tavarruk işlemleri ile Londra Metal Borsası’nın yanında Türkiye’ye de yönlendirilmesinin sağlanabileceği hususu değerlendirilmiştir. 
Piyasalar Masası: Katılım bankalarının kullanabileceği ürünlerle ilgili olarak mevcut piyasalar, ihtiyaç duyulan yeni piyasaların oluşturulması, bunlarla ilgili altyapı, düzenleme, likidite ihtiyacı, müşteri işlemleri, işlem yapılacak ürün ve yapılar görüşülmüş ve özellikle katılım bankalarının kısa vadeli fonlama ihtiyacının çok fazla olduğu anlaşılmıştır. Piyasadaki karpayı oranların arttığı son bir yılda, katılım bankaları aktif getirisinin bu ölçüde artmadığı, bunun sonucunda gerçekleşen fon çıkışları ile kısa vadeli fonlama ihtiyaçlarının daha da arttığı üzerinde durulmuştur. Bu çerçevede, TCMB ve Borsa İstanbul’da yapılabilecek işlemler ve kurulacak yapılar görüşülmüştür.
Sigortacılık Masası: “Tekafül” ifadesi yerine uygulayıcılar tarafından “katılım sigortacılığı” ifadesinin kullanılması ve yaygınlaştırılması fikri benimsenmiştir. Mevcut mevzuat bakımından katılım sigortacılığı yapılmasında bir engel bulunmadığı ancak, katılım sigortacılığının tanımlanması amacıyla meri mevzuatta yer alan ikramiye ve indirim karşılığı rezervinin açıklanması ve detaylandırılmasının uygun olacağı görüşülmüştür. Mevcut alternatif enstrümanların zenginleştirilmesi ve katılım sigortacılığı ile bireysel emeklilik sistemi ihtiyaçları çerçevesinde kaynak çeşitlendirilmesine gidilmesi ve likiditenin artırılması, bununla birlikte ulusal ve uluslar arası koordinasyonun sağlanması ve bu alanda kurumsallaşmayı teminen dernekleşmeye gidilmesi kararlaştırılmıştır.
Standartlar ve Düzenleme Masası: Düzenlemelerde ilke olarak, ortak konularda aynı düzenlemelere tabi olunması, faizsiz finansa ilişkin ihtiyaç duyulan düzenlemelerin konvansiyonel sistemle ayrıştığı noktalarda çözüm aranması ve düzenlemeler yapılması kabul edilmiştir. Faizsiz finansla konvansiyonel sistem arasında mevcut düzenlemelerde yer alan eşitsizliklerin tespit edilip ortadan kaldırılmasının önemli olduğu vurgulanmıştır. Özellikle yurtdışı piyasalara açılmada tercüme edilen kavramların anlaşılmasının zorluğu nedeniyle tüm düzenlemelerde katılım bankacılığı ve faizsiz finans terminolojisinin uluslararası kabul görmüş kavramlara uygun hale getirilmesi görüşülmüştür.

Strateji, Koordinasyon ve İnovasyon Masası: Katılım bankalarının daha ölçülebilir hedefler belirleyebilmeleri için TKBB başta olmak üzere hükümetin ve ilgili tüm otoritelerin bu konuyla ilgili hedeflerinin net bir şekilde ifade edilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varılmıştır. Önemli bir gelişme olarak, kamu katılım bankasının kurulacak olması ve bununla birlikte İslam Kalkınma Bankası’nın (IDB) Mega Islamic Bank projesinin gündemde olması dört katılım bankasının kendi stratejileri açısından özellikle haksız rekabet yaratıp yaratmayacağı konusu üzerinde durulmuştur. Büyüme hedefi belirlenirken sürdürülebilirlik ve ölçek ekonomisinin önemine vurgu yapılmıştır. Katılım bankalarının sürdürülebilir bir büyümeyi yakalayabilmesi için ürün inovasyonun önemli olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Katılım bankacılığı ve faizsiz finans alanında bölgesel rekabet üstünlüğü sağlamak ve bir merkez olabilmek amacıyla koordinasyonun önemli olduğu kabul edilmiş ve hem yurt içi hem de yurt dışı koordinasyon konusunda önerilerde bulunulmuştur. 

Diyanet Bankacılık Alanında Fetva Vermeye Hazırlanıyor

Bugüne kadar bankacılık ve finans sektöründeki ürün ve hizmetlerle ilgili sorulara bağlayıcılığı olan fetvalar vermekten kaçınan Diyanet İşleri Başkanlığı, yeni dönemde bankacılık sektörü ile doğrudan çalışarak daha etkin fetvalar vermeye hazırlanıyor. Hem bankacılık kesiminden gelen talepleri karşılamak hem de vatandaşın ekonomi ve finans alanındaki dini ihtiyaçlarıyla ilgili sorulara cevap vermek için kolları sıvayan Diyanet İşleri Başkanlığı ilk etapta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile bir araya gelecek. BDDK’nın Aralık ayının sonunda düzenleyeceği faizsiz finans sektörünün gelişimine yönelik çalıştaya katılacak olan Diyanet İşleri yetkilileri, bankacılık ve finans sektöründeki ürün ve hizmetlerle ilgili fetvalar vermeye başlayacak.

BANKALAR BUNU BEKLİYORDU

Diyanet’in bankacılık sektörüyle ilgili fetvalar vermesi katılım bankalarının uzun süredir beklediği bir gelişmeydi. Diyanet’in şimdiye dek katılım bankalarının çıkardığı ürün ve hizmetlerle ilgili ‘caizdir’, ya da ‘caiz değildir’ gibi fetva vermekten kaçınması ile bu bankalar, vatandaş nezdinde itibar kazanamıyordu. Yeni dönemde katılım bankaları açısından üst fetva makamı olması beklenen Diyanet’in, geleneksel bankaların çıkardığı finansal ürünlerle ilgili fetva vermesi de mümkün olabilecek.

TOPTAN ‘RED’ÇİLER VAR

Sektörü yakından tanıyan uzmanlara göre, katılım bankalarının daha hızlı büyümesi için öncelikle olumsuz algının kırılması gerekiyor. Türkiye’de üç tip kitle olduğunu belirten kaynaklar, bu kitlelerin faizsiz bankacılıkla ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor: ‘Katılım bankalarının gerekliliğine inananlar. Gerekliliğine inanan ancak faaliyetleriyle ilgili tereddüt taşıyanlar. Üçüncüsü ise, katılım bankalarının diğer bankalardan farklı olmadığını iddia edenler. Dolayısıyla birinci kesimle sorunumuz yok. İkinci kesim ise ürün ve hizmetlerin meşruiyet çerçevesinde olduğu noktasında onların ikna edilmesi gerekenler. Üçüncüsü ise toptan retçiler. Türkiye’de katılım bankacılığının büyümesinin önündeki en büyük engellerden biri.’

BDDK LİDERLİĞİNDE ÇALIŞMA

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) liderliğinde ise katılım bankacılığının geliştirilmesi için bir çalışma grubu da oluşturdu. Çalışma grubu, ‘Bu alanda nasıl yol alınır?’, ‘Katılım bankaları nasıl geliştirilir?’, ‘Dışsal etkiler nelerdir?’ gibi sorularla bir yol haritası oluşturmaya çalışıyor. BDDK liderliğinde devam eden çalışma grubuna, katılım bankalarından temsilciler de katılıyor. Çalışmalar sonunda bir de çalıştay organize edilmesi düşünülüyor. Buraya BDDK uzmanları, akademisyenlerin, Diyanet fetva makamları ve katılım bankacılığı tarafları davet edilecek.

Dini hassasiyet var

Bilgi veren Kaynaklara göre, Katılım Bankaları ilk 1965’de Mısır’da gündeme geldi ve 1975’de İslam Bankası’nın kurulmasıyla evrensel bir nitelik kazandı. Bu bir ihtiyaçtan ortaya çıktığı ve olabilecek en uygun mekanizma olarak kabul edildi. Kaynaklar, ‘Ancak dini konular gündeme geldiğinde, bir kısım insanlar hassasiyetlerini gösterip çok daha uç noktada kalmayı tercih edebiliyorlar’ diyor.

Bankacılıkta diyanet süreci

BDDK çalıştayının Aralık sonu düzenlenmesinin planladığı bilgisini veren kaynaklar, ‘BDDK’nın bu çalıştayına Diyanet’ten temsilcilerin dahil edilmesi çok olumlu gelişmedir. Diyanetin de bu işin içinde olması, bu sistemde varsa eleştiri noktaları açık ve net ortaya koyması, eleştirilerin tatmin edici cevaplandırılması ile bu algı çözülür diye düşünüyorum.’ değerlendirmesini yaptı.

Devletin katılıma girmesi ateşledi

Diyanet’in fetva makamı ile bankacılık alanında etkin rol almaya hazırlanmasını değerlendiren uzmanlar, bu gelişmenin devletin üç tane katılım bankası kurmaya hazırlandığı bir döneme denk gelmesinin tesadüf olmadığını belirtiyor. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, daha önce devletin katılım bankacılığı alanına gireceğini belirterek, Ziraat Bankası, Halk- bank ve Vakıfbank’ın önümüzdeki dönemde birer tane katılım bankası kurması için çalışma başlattıklarını duyurmuştu. Babacan ayrıca, dünyadaki faizsiz bankaların likidite ihtiyaçlarını karşılamak üzere Türkiye öncülüğünde bir Mega İslam Bankası kurmak istediklerini de dile getirmişti.

Yanlış algı kırılmalı

Türkiye’de 1.65 trilyon liralık aktif büyüklüğe ulaşan bankacılık sektöründe katılım bankalarının payı yüzde 5.5 gibi düşük bir seviyede bulunuyor. Daha önce isimleri ‘faizsiz banka’ iken geçtiğimiz yıllarda ‘katılım bankaları’ adını alan sektörün, Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır faaliyet göstermesine rağmen bankacılıktaki pazar payını yüzde 5’in üzerine çıkaramamasının nedenleri yeni dönemde masaya yatırılacak. Bu nedenlerin başında ise, vatandaşın zihnine yerleşmiş olan, ‘faizsiz banka ile fazili banka arasında hiçbir fark yok’ şeklindeki algının geldiği belirtiliyor.

Kaynak

Gayrimüslim Bir Ülkede İlk Kez İslâmî Bono Çıkıyor

Dünya İslam Ekonomik Forumu’nun (WIEF) 9’uncusu, İngiltere’nin başkenti Londra’da başladı. Excel fuar alanında yapılan foruma, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da katılıyor.

İlk kez İslam dünyası dışındaki bir ülkede gerçekleştirilen forum üç gün sürecek. İngiltere, ‘İslami bono’nun piyasalarda işlem göreceği ilk Batılı ülke olacak. Londra Borsası’nda da İslami kaidelere uygun yeni bir ‘İslami endeks’ oluşturulacak.

İngiltere Başbakanı David Cameron, Londra’da başlayan Dünya İslami Ekonomik Forumu’nda, İngiltere’nin İslami bononun işlem göreceği ilk Müslüman olmayan ülke olduğunu açıklamaya hazırlanıyor. Cameron, Londra Borsası’nda yeni bir ‘İslami market endeksi’ oluşturacaklarını da belirtecek. Bu yeni uygulamalarla İngiltere, daha çok Müslüman yatırımcıyı ülkeye çekmeyi amaçlıyor. İslami finansın İngiltere ekonomisi için iyi bir fırsat olduğunu belirten Cameron, İslami bankacılığın geleneksel bankacılığa göre yüzde 50 daha hızlı büyüdüğüne, son 7 yıl içinde İslami yatırımların yüzde 150 arttığına  ve gelecek yıl 1,3 trilyon Sterlin yatırım beklediklerine dikkat çekiyor. Cameron konuşmasında, “Londra’nın sadece İslami finansın Batı’daki en büyük başkenti olmasını istemiyorum. Londra’nın Dubai ile birlikte ‘dünyanın’ en büyük İslami finans merkezi olmasını arzu ediyorum.” ifadelerine yer verdi. Bazı ülkelerin dünyadaki değişimi görmezden gelerek içine kapandığı yorumunda bulunan Cameron, “Fakat İngiltere böyle bir hataya düşmeyecek.” değerlendirmesi yaptı.

İngiltere Hazine Bakanlığı’nın gelecek yıl 200 milyon sterlin değerinde ‘Sukuk’ adı verilen İslami bonoları piyasaya sürmesi bekleniyor. İslami kaidelere göre işlem görecek bonoların, faiz kazancı yerine menkul kıymetlerden sabit bir getirisi olacak. Bu tahvil İslami finans ilkelerine uygun olarak faizsiz şekilde, somut bir varlık ya da hizmetten sabit bir gelir getirecek şekilde yapılandırılacak. 2006 yılında kurulan ve merkezi Kuala Lumpur’da bulunan Dünya İslam Ekonomik Forumu, Müslüman ülkeler arasındaki işbirliğini ve ekonomik ilişkileri geliştirmeyi amaçlıyor. İlk kez Asya dışında bir ülkede yapılan ve 56 ülkenin üyesi olduğu forumun son toplantısı geçen yıl Malezya’da yapılmıştı.

Kaynak

Mega İslam Bank

Faizsiz finansmanın dünyada 2 trilyon dolarlık bir işlem hacmine ulaşması İslami finansmana ilgiyi daha artırdı. İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFS) ile Londra, New York, Tokyo borsalarıyla yarışmak için çalışan ve finans merkezi olarak ülkenin sesini dünyaya duyurmaya yönelik kolları sıvayan Türkiye, bu kapsamda “Mega İslam Bank” kurulması için düğmeye bastı. Şu anda proje olarak üzerinde konuşulan bankanın, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’na benzer bir modelle hizmet vermesi bekleniyor.

Sermayesi 1 milyar dolar olacak

Ortakları arasında yerli ve yabancı katılım bankaları ile Hazine’nin yer alacağı belirtilen bankanın sermayesi 1 milyar dolar olarak planlanıyor. Bununla birlikte ortaklar arasında Borsa İstanbul, SPK ve mevduat bankaları bulunmayacak. Hazine’nin katılım bankalarını destekleyeceği “Mega İslam Bank”, sadece katılım bankalarına hizmet verecek. Bankalara finansman sağlayacak olan banka, alt yapı projelerinin finansmanında kredi kullandıracak. Ortak projelere de finansman sağlanacak. Bu şekilde kredi kullandırılması sadece yurtiçi kuruluşlar için değil, tüm İslam dünyası için de geçerli olacak.

Yabancı yatırımcıyı çekecek

Mega İslam Bank ile ilgili bilgi veren kaynaklar, “İstanbul Finans merkezi kurulurken, böyle bir kurumun olmaması düşünülemez. Bu daha çok yabancı yatırımcıları çekecek bir proje” diye konuştular.

Araştırma merkezine 1 milyon dolar

Diğer taraftan Dünya Bankası’nın da iş birliği ile İslami finans anlamında ilk İslami araştırma merkezi kurulacak. Katılım bankaları da taraf olduğu merkeze 1 milyon dolar koyacak. Araştırma Merkezi’nin ortakları arasında, Merkez Bankası, Takasbank, Borsa İstanbul, Takas Bank ve Türkiye Aracı Kurumları Birliği de yer alacak. İslami araştırma merkezi ile Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Avrupa, Balkanlar ve Orta Asya bölgeleri odak altına alınacak.

VakıfBank katılım bankası için çok iştahlı

Türkiye’de Albaraka, Bank Asya, Kuveyt Türk ve Türkiye Finans  olmak üzere 4 katılım bankası faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki günlerde ise sektöre 3 kamu katılım bankasının daha katılması bekleniyor. Kaynaklar, “Aslında daha önceden 2 katılım bankasının kurulacağı açıklanmıştı. Fakat son olarak Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın VakıfBank’ın ismini vermesi ile bu rakam 3’e çıkmış oldu. Söz konusu bankanın bu konuda çok iştahlı olduğu söyleniyor. İlk etapta Ziraat Bankası, ardından da Halkbank’ın katılım bankası kurması bekleniyor. En son olarak da VakıfBank’ın da faaliyete başlayacağı söyleniyor. Özel bankalardan ise şimdilik bir ses çıkmıyor” diye konuştular.

İslami Repo’ya ‘zorda kalmadıkça kullanmayın’ fetvası

Öte yandan Borsa İstanbul’un alt yapı çalışmalarını bitirdiği ‘İslami repo’ ürününün uygunluk ile ilgili bir takım sorunlar yaşadığı ve fetva verecek olan danışmanların ürünün zorda kalınmadıkça kullanılmaması gerektiğini söyledikleri belirtildi.

Kaynak

İslami Finans Merkezi: ABD’den Sonra Bir İlk

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan, “Dünya Bankası, ABD dışında İslami finans araştırmaları konusundaki ilk ve şimdilik tek merkezi İstanbul’da kuruyor” dedi.

İbrahim Turhan, Anadolu Ajansı’nın (AA) resmi iletişim sponsoru olduğu ve “Kalıcı Büyümenin Finansmanı” temasının işlendiği İstanbul Finans Zirvesi’nin açılışında yaptığı konuşmada, İstanbul Finans Zirvesi’nin artık bir marka haline geldiğini söyledi.

İstanbul Finans Zirvesi’nin gerçekleştirilmesinin Borsa İstanbul’un kendisine ana misyon edindiği “İstanbul’un uluslararası finans merkezi haline gelmesi” çalışmaları istikametinde çok önemli ve kıymetli bir kazanım olduğunu belirten Turhan, bu kazanımın kalıcı hale gelmesi ve gelecek yıllarda çok daha başarılı olmasının kendileri için önem taşıdığını ifade etti.

İstanbul’un uluslararası finans merkezi pozisyonunu güçlendirmek için son dönemde sevindirici gelişmeler olduğunu anlatan Turhan, “Öncelikle önümüzdeki ay IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları sırasında Washington DC’de gerçekleştireceğimiz bir etkinlikle dünya kamuoyuna da duyurmaya çalıştığımız sevindirici bir olay var. Sayın Başbakan Yardımcımızın (Ali Babacan) liderliğinde Hazinemiz çok önemli bir adım attı ve Dünya Bankası, Amerika Birleşik Devletleri dışında İslami finans araştırmaları konusundaki ilk ve şimdilik tek merkezi İstanbul’da kuruyor. Biz de Borsa İstanbul olarak bu merkeze ev sahipliği yapmaktan onur duyuyoruz” diye konuştu.

Kaynak

Mevcut Finans Sistemi Ne Kadar Adil? – 9’uncu ICEIF (İslami Ekonomi ve Finans Konferansı) Başladı

9. Uluslararası İslami Ekonomi ve Finans Konferansı (ICIEF), yurt içi ve yurt dışından akademisyen ve ilgili kurum yöneticilerinin katılımıyla İstanbul’da bugün başladı.

‘KEŞKE DAHA OLGUN SEVİYEDE OLSAYDIK’

Anadolu Ajansı’nın basın sponsorluğunda, İslam Ülkeleri İstatistik, Ekonomik, Sosyal Araştırma ve Eğitim Merkezi (SESRIC), İslam Kalkınma Bankası Grubu’na bağlı İslami Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (IRTI), Hamad bin Khalifa Üniversitesi bünyesindeki Katar İslami Çalışmalar Fakültesi (QFIS) ve Uluslararası İslam Ekonomisi Derneği (IAIE) ortaklığında düzenlenen konferansa, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyen ve kurum yöneticisi katılıyor.

Konferansın açılışında konuşan SESRIC Genel Direktörü Savaş Alpay, finans ve ekonomi dünyasının kritik bir dönemden geçtiğini ve küresel finansal krizin etkilerinin hala hissedildiğini aktararak, uluslararası finans mimarisinin yeniden yapılandırılmaya ve alternatif finans sistemlerine ihtiyacı olduğunu söyledi.

İslami finansın bu alternatiflerden biri olduğunu kaydeden Alpay, “Keşke daha olgun bir seviyede olsaydık da bu büyük fırsattan daha etkili bir şekilde faydalanabilseydik” dedi.

‘MEVCUT FİNANS SİSTEMİ BİZE REFAHI GETİRMEMİŞTİR’

Alpay, mevcut finansal sistemin getirdiği birtakım zorluklarla ve yoksullukla mücadele edildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Dünyada yaşayan insanların sadece yüzde 0,6’sı küresel servetin yüzde 40’ını elinde bulunduruyor. Bu tablo hiçbir makul kimse tarafından bu haliyle kabul edilemez. Mevcut finans sistemi bize refahı getirmemiştir, adaleti sağlamamıştır ve bütün insanlar için onurlu ve iyi bir hayat yaşama tarzını ortaya çıkarmamıştır. Onun için bir takım alternatifler bulmak zorundayız.”

Dünyadaki gaz ve petrol rezervlerlerinin büyük çoğunluğunu İslam Konferansı Örgütü’ne (İKÖ) üye devletlerin topraklarında bulunsa da bu ülkelerin gücünün nüfuslarından kaynaklandığını dile getiren Alpay, “İKÖ üye devletlerinin nüfuslarına baktığınız zaman 0-24 yaş arası nüfus kesiminin yüzde 54 civarı olduğunu görüyorsunuz. Bu rakam, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden yüzde 20 daha yüksek” diye konuştu.

Alpay, İKÖ ülkelerindeki genç nüfusa ve potansiyele dikkati çekerek, gençlerin sadece İslam ekonomisi ve finans alanında değil bütün alanlarda eğitilerek, dünyanın daha iyi bir dünya haline getirilebileceğini söyledi.

‘İSLAMİ FİNANS GELENEKSEL FİNANSTAN ÇOK DAHA İSTİKRARLI BİR TİCARET YOLU’

IRTI Genel Direktörü Azmi Omar ise birçok ülkenin İslami finansı uygulamak istediğini ve sukuk ihracı veya İslami bankacılık yoluyla bu alanda çeşitli alanlar açtıklarını söyledi.

Birçok ülkeden İslami finansın uygulanması konusunda destek talebi aldıklarını anlatan Omar, hükümetlere İslami finans konusunda destek ve eğitim verilmesi gerektiğini dile getirdi.

İslami finansın geleneksel finanstan çok daha istikrarlı bir ticaret yolu olduğunu ve ülkelerin kalkınmasına katkıda bulunduğunu belirten Omar, “Araştırma sonuçlarımızı politikalara dönüştürmek ve bu şekilde politikalara katkıda bulunmak zorundayız. Bir takım araştırmalar yapılıyor ve makaleler yayınlanıyor. Ancak bunlar politikalara dönüşmedikçe etkili sonuçlar elde etmek mümkün değil. Üye devletlerin de bu politikaları uygulamaya koymaları gerekiyor” ifadelerini kullandı.

İslami finansın uygulanması açısından iş birliğinin önemini vurgulayan Omar, eğitim çalışmaları dışında üniversiteler ve diğer kurumlarla da özellikle uygulamalı araştırma alanında işbirliği yaptıklarını da kaydetti.

IAIE Başkanı Tariqullah Khan da ICIEF’in İslam ekonomisi ve finansmanı konusunda mega bir etkinlik haline geldiğini söyledi.

Konferansın son yıllarda araştırma ile politikaları bağdaştırma üzerine odaklandığına işaret eden Khan, İslam ekonomisi ve finansmanının kitlelere mal olabilmesinin politika tayin eden kişi ve kuruluşların bu alandaki kurumların önemine inanmalarıyla mümkün olduğunu ifade etti.

Khan, bu konferanstan elde edilecek sonuçların İslam ekonomisi araştırmalarını politikalara yansıtma imkanı vereceğini belirterek, “Gelecek konferanslarda inşallah tüm İslam dünyasında İslam ekonomisi ve finansmanının halklarımızın beklentilerini yerine getirebilecek düzeye erişeceğini umuyorum” dedi.

9. ICIEF, farklı oturumlarla bugün ve yarın devam edecek.

 

Kaynak