Anasayfa / Bilgi Bankası / Fetvalar / AAOIFI’de Tekafül ve Re-Tekafül Standartları

AAOIFI’de Tekafül ve Re-Tekafül Standartları

İslami finans alanında faaliyet gösteren kuruluşların Şer’î ilkelere uygun ürün ve hizmet geliştirmesinde uluslararası standartlar önemli bir referans oluşturuyor.

Bu alanda öne çıkan kuruluşlardan biri olan İslami Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Organizasyonu (AAOIFI), Tekafül ve Re-Tekafül e ilişkin temel esasları Şer’î standartlarıyla ortaya koyuyor.

AAOIFI’nin Tekafül alanındaki yaklaşımının temelini Şer’î Standart No. 26 “İslami Sigorta” ile Şer’î Standart No. 41 “İslami Reasürans” oluşturuyor.

Tekafül sigortacılığının temel esasları

AAOIFI’nin İslami sigortaya ilişkin 26 No’lu standardında, Tekafül sigortacılığının temelinde karşılıklı yardımlaşma ve dayanışma anlayışının bulunması gerektiği belirtiliyor.

Bu modelde katılımcılar, karşılaşabilecekleri risklere karşı birbirlerine destek olmak amacıyla ortak bir fon oluşturuyor. Katılımcıların yaptıkları katkılar bu fon içerisinde toplanırken, gerçekleşen risklerden kaynaklanan ödemeler de ilgili şartlar çerçevesinde bu fondan karşılanıyor.

Dolayısıyla tekafül modelinde temel ilişki yalnızca sigortalı ile sigorta şirketi arasında kurulan ticari bir sözleşmeye dayanmıyor. Katılımcıların birbirleriyle dayanışması ve risklerin ortak bir yapı içerisinde paylaşılması sistemin temelini oluşturuyor.

Operatörün fonla ilişkisi

Tekafül sigortacılığında sigorta şirketi, klasik sigortacılıkta olduğu gibi riskin doğrudan sahibi olarak değil, tekafül operatörü olarak faaliyet gösteriyor.

Operatör; katılımcı fonunun yönetimi, sigorta operasyonlarının yürütülmesi ve fonun belirlenen esaslar doğrultusunda değerlendirilmesi gibi görevleri üstleniyor. Bu nedenle operatörün fon üzerindeki hak ve yetkilerinin açık biçimde belirlenmesi Şer’î uygunluk açısından önem taşıyor.

AAOIFI standartlarında farklı tekafül modellerine yer verilirken, vekâlet ve mudârabe gibi yapıların kullanılması mümkün görülüyor. Operatörün elde edeceği ücret veya payın da kullanılan modele ve sözleşme şartlarına uygun olması gerekiyor.

Fon fazlası ve açığının yönetimi

Tekafül sisteminin önemli unsurlarından biri de katılımcı fonunda ortaya çıkabilecek fazla veya açığın nasıl yönetileceği.

Hasar ve diğer yükümlülüklerin karşılanmasının ardından fonun fazla vermesi halinde bu fazlanın dağıtım esaslarının önceden belirlenmesi gerekiyor. Buna karşılık fonun yükümlülüklerini karşılamaya yetmemesi durumunda açığın nasıl giderileceği de sistemin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.

Bu noktada operatör ile katılımcı fonunun mali yapısının birbirinden ayrılması ve fonun katılımcıların menfaatleri doğrultusunda yönetilmesi temel ilkeler arasında yer alıyor.

İslami reasürans ve retakaful

Tekafül sigortacılığında risk yönetiminin ikinci önemli ayağını ise İslami reasürans, yani retakaful oluşturuyor.

AAOIFI’nin Şer’î Standart No. 41 “İslami Reasürans” standardı, tekafül kuruluşlarının üstlendikleri riskleri yine Şer’î esaslara uygun biçimde paylaşmalarına ilişkin çerçeveyi ortaya koyuyor.

Retakaful mekanizması sayesinde katılım sigortası şirketleri, özellikle yüksek tutarlı veya yoğunlaşmış risklerin tamamını tek başına taşımak yerine riskin belirli bir bölümünü başka bir İslami reasürans yapısıyla paylaşabiliyor.

Böylece sigortacılık sektörünün ihtiyaç duyduğu risk transferi mekanizmasının, katılım finans ilkeleriyle uyumlu şekilde gerçekleştirilmesi amaçlanıyor.

Geleneksel reasürans hangi durumda kullanılabilir?

Katılım sigortacılığı sektöründe en fazla tartışılan konulardan biri, retakaful kapasitesinin yeterli olmadığı durumlarda geleneksel reasüransa başvurulması.

AAOIFI’nin yaklaşımında geleneksel reasürans, genel ve sınırsız bir alternatif olarak değerlendirilmek yerine zaruret ve ihtiyaç şartları çerçevesinde ele alınıyor. Bu nedenle öncelikle İslami reasürans imkanlarının değerlendirilmesi ve geleneksel reasüransa başvurunun gerçek bir ihtiyaca dayanması gerekiyor.

AAOIFI’nin son dönemdeki çalışmaları da bu konuya odaklanıyor. Kuruluş, tekafül şirketlerinin geleneksel reasüransa başvurusunun hangi şartlarda “zaruret” kapsamında değerlendirilebileceğine ilişkin yönetişim çerçevesi üzerinde çalışmalar yürütüyor.

Şer’î uygunluk yalnızca “faizsiz” olmakla sınırlı değil

AAOIFI’nin Tekafül sigortacılığı yaklaşımında Şer’î uygunluk yalnızca faiz içermeyen bir ürün oluşturulmasından ibaret değil.

Katılımcıların katkılarının nasıl değerlendirildiği, fonların hangi alanlara yatırıldığı, operatörün ücretlendirilmesi, risklerin paylaşılması, fon fazlasının dağıtılması ve olası açıkların karşılanması gibi birçok unsurun birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle Şer’î Standart No. 26 ve Şer’î Standart No. 41, Tekafül sigortacılığı ve reasürans faaliyetlerinin yalnızca ürün bazında değil, fon yönetiminden risk paylaşımına kadar bütüncül bir yapı içerisinde ele alınmasına yönelik temel referanslar arasında bulunuyor.

Türkiye’de katılım sigortacılığının gelişmesiyle birlikte bu uluslararası standartların ürün geliştirme, Şer’î danışma mekanizmaları ve sektör uygulamalarında daha fazla önem kazanması bekleniyor.


Etiketlendi:

Haberler

Bilgi Bankası

Etkinlikler

Tekafül Sözlüğü