Sakarya Üniversitesi’nde Tekâfül Sigortacılığı Çalıştayı Yapıldı

Sakarya Üniversitesi İslam Ekonomisi Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Sosyal Bilimler Enstitüsü tarafından tertip edilen “İslam Ekonomisi ve Finansı Çalıştayları” kapsamında “Tekafül (İslami sigortacılık) Çalıştayı” gerçekleştirildi. Çalıştay’a Katılım Sigortacılığı Derneği de iştirak etti.

SAÜ Rektörlük Senato Salonu’nda yapılan çalıştayın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas İslam iktisadının çok geniş ve kapsamlı bir konu olduğunu belirterek, “Yaşanabilir bir dünya ile kuralların birbiriyle örtüşmesi için yapılacak çalışmalar ne kadar çok olursa, sonuca da öyle varabiliriz. Bu konuda yola çıkan üniversitelerin daha çok çalışma yapması lazım. Bu tür çalışmaları önemsiyoruz. Çalışmalar bir noktaya geldikten sonra artık konu bazlı çalışmalar yapılabilir. Evrensel ve küresel dünyanın koşullarını da dikkate alarak konunun üzerine gidilmesi gerekiyor. Sigorta konusunda da günümüzde çok çeşitli bakış açıları var. Üniversite olarak bu çalışmaları destekliyoruz ve buradan gelecek açısından iyi bir sonuç çıkmasını istiyoruz. Ülkemizde yapılan diğer çalışmalarla da hızla bağlanarak bu konuda başarılı bir sonuca ulaşılacağını düşünüyorum” dedi.

Çalıştayda açılış konuşmalarının ardından sırasıyla “Tekafül (Katılım) Sigorta Sistemi ve Teorisi”, “Hayat Sigortacılığında Tekafül (Katılım Sigortacılığı)”, “Ticari Sigortacılık Tekafülden Farklı mı?”, “AAOIFI Standartlarında Tekafül”, “Tekafül Uygulamalarının Güncel Sorunları: Türkiye Piyasası İçin Bir Değerlendirme” başlıklı sunumlara geçildi.

Kaynak

“Katılım Sigortası” Bankacılık Kanunu’na Ekleniyor

Bankacılık Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Başkanlığı’na sunuldu.

Tasarıyla Sigortacılık Kanunu’nda da değişiklik yapılarak “katılım sigortası” ve “yönetici şirket” yeniden tanımlanıyor. Buna göre, katılım sigortası, sigortalılar ile sigortacının, katılım ilkelerine göre sigorta güvencesi sağladığı ve faaliyetlerinin belirlenen ilkelere göre yürütüldüğü sigortayı temsil edecek.

Yönetici şirket ise sigorta teminatı sağlayan yurt içinde ya da yurt dışında yerleşik kişiler adına sigortacılık faaliyetlerinin gerçekleştirileceği sigorta piyasaları kurmak ve yönetmek üzere kendisine Müsteşarlık tarafından faaliyet izni verilen anonim şirketleri olarak tanımlanacak.

Kaynak

İslami Sigorta’nın Geleceği Parlak

EY’nin “İslami Sigorta Öngörüleri 2014 Raporu”na göre Türkiye, genç nüfusu ve hızlı gelişen ekonomisinin yanı sıra katılım bankalarının sağladığı altyapı ile İslami sigorta (tekafül) için ciddi bir potansiyele sahip.

Denetim ve danışmanlık şirketi EY’nin “İslami Sigorta Öngörüleri” raporu İslami finans sektörüne ilişkin önemli bulguları ortaya koyuyor. Rapora göre devam eden ekonomik canlılıkla beraber İslami finans sektörünün 2014 yılında 2 trilyon dolara ulaşması tahmin ediliyor. İslami finans varlıklarının ülkesel dağılımına bakıldığında Suudi Arabistan’ın 337 milyar dolarla ilk sırada yer alıyor. Suudi Arabistan’ı sırasıyla 154 milyar dolarla Malezya, 97 milyar dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), 58 milyar dolarla Türkiye ve 37 milyar dolarla Endonezya takip ediyor. Her ne kadar İslami finansın içinde hala küçük bir paya sahip olsa da tekafül pazarı da istikrarlı ve çift haneli büyüme rakamları ile dikkat çekiyor.

Tekafül pazarı 2017’de 20 milyar dolar olacak

Rapora göre tekafül pazarı 2007-2011 döneminde yıllık birleşik ortalamada yüzde 22 büyüdü. Büyüme hızında nispi bir yavaşlama söz konusu olsa da hala çift haneli rakamların korunduğu sektörde 2012-2014 yılları arasındaki birleşik ortalama büyüme oranı yüzde 14 olarak gerçekleşti. Yılsonu itibariyle 14 milyar dolara, 2017 sonunda ise 20 milyar doları aşması beklenen tekafül pazarında genel İslami finansman sektöründe olduğu gibi Suudi Arabistan yaklaşık yüzde 50’lik payla ilk sırada yer alıyor.

Türkiye’nin hedefi 2023’te İslami finansı üçe katlamak

Genç nüfusu ve büyüyen ekonomisi ile Türkiye’nin gelecekte pazarın önemli oyuncularından biri olacağına dikkat çekilen raporda tekafülün başlaması için gerekli yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiği kaydediliyor. Rapora ilişkin bir değerlendirme yapan EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri ve Finansal Hizmetler sektör Lideri Selim Elhadef, Türkiye’de tekafül pazarının oluşması durumunda uygulamanın daha çok katılım bankaları eliyle yürütüleceğini söyledi. Yakın gelecekte tekafül pazarını etkileyen gelişmeler olabileceğine değinen Elhadef, şu bilgileri verdi: “Kamu bankaları olan Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank’ın katılım bankası kurmak suretiyle İslami finans sektörüne girmeleri bekleniyor. Şu anda Türkiye’de Bank Asya, Türkiye Finans, Albaraka Türk ve Kuveyt Türk’ün dâhil olduğu dört katılım bankası bulunuyor. Bu kurumlar Türk bankacılık sektörünün toplam aktifler bazında yüzde 5,5’ini oluşturuyor.” Hükümetin 2023 yılında İslami bankacılık varlıklarını 3 katına çıkarmayı hedeflediğini kaydeden Elhadef, “Cumhuriyetin 100. yılında kamuya ait katılım bankaları ve pazara yeni giren oyuncularla beraber Türkiye’de tekafül pazarı önemli bir noktaya gelecek” değerlendirmesini yaptı.

Raporda öne çıkan diğer bazı noktalar ise şu şekilde:

2013-2016 yılları arasında global tekafül pazarının yıllık yüzde 14 düzeyinde büyümesi bekleniyor.
İstikrarlı ekonomileri ve iyi makro yönetimleri bulunan; ayrıca genç ve Müslüman nüfusa sahip Türkiye, Malezya, Endonezya ve BAE gibi ülkelerin tekafül alanında kısa ve orta vadede daha niş alanlarda karlı fırsatlar yakalaması bekleniyor.

Hızlı gelişen pazarlar olarak nitelendirilen Malezya, Endonezya ve Türkiye gelecekte tekafül sektörünün büyümesinde önemli rol alacaklar.

Tekafüldeki çift haneli büyümelere karşın anahtar ülkelerdeki sigorta penetrasyon oranı yüzde 2 gibi oldukça düşük bir seviyede bulunuyor.

Artan rekabet ve regülasyonların getirdiği kısıtlamalar tekafül pazarındaki riskler olarak görülüyor.

Kaynak

Katılım Emeklilik’ten Tanıtım Toplantısı

Türkiye’nin ilk faizsiz hayat sigortası hizmeti Katılım Emeklilik ile başladı. Albaraka Türk ve Kuveyt Türk’ün yüzde 50-50 ortaklığında kurulan Katılım Emeklilik, faize duyarlı yatırımcılarının birikimlerini değerlendirmelerini sağlayacak. Toplanan birikimler altın, dolar, euro ve kira sertifikası gibi fonlarda birikecek. 10 yılın sonunda ise emeklilik imkanı doğacak. Faizsiz hayat sigortasının satışına, 500’e yakın Albaraka Türk ve Kuveyt Türk şubelerinde başladı.

1 TRİLYON TL HEDEFİ

Katılım Emeklilik’in tanıtım toplantısında konuşan Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Albaraka Türk ile güç birliği yaptıklarına işaret ederek, ‘Biz 2 artı 2’nin 4’den fazla ettiğini, güç birliğinin yapılan işe bereket getirdiğini bilerek hareket ettik’ dedi. Uyan, 2023 yılı için bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğünün 6 trilyon TL’ye ulaşmasının, bunun için de katılım bankacılığının payının en az yüzde 15 olması gerektiğine işaret ederek, ‘Hedefimiz 2023 yılında 1 trilyon aktif büyüklüğe ulaşmak’ dedi.

EKİBİMİZ HAZIRtanitim

Bireysel emeklilik ve hayat sigortası sektörünün büyüklüğünün ise 400 milyar TL’yi bulmasının hedeflendiğini dile getiren Uyan, ‘Ülkemizde, bireysel emeklilik ve hayat sigortası hizmeti almak isteyen ve faiz hassasiyeti olan geniş bir kesim var. Katılım Emeklilik, kuruluş sermayesinden itibaren faizsiz ve sunduğu her hizmette Danışma Kurulumuzun onayını alan bir şirket oldu. Bunun için tüm Türkiye çapına yayılmış, her geçen gün sayıları artan şube ağımız ve güler yüzlü, konusunda uzman ekiplerimiz hazır. Hep birlikte çok çalışacak ve 2 artı 2’nin 4’ten çok ama çok ettiğini ispatlayacağız’ dedi.

İcazet alındı, faizsiz sigorta satışı başladı

Katılım Emeklilik Yönetim Kurulu Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi, bugün itibariyle hem Albaraka Türk’ün hem de Kuveyt Türk’ün Türkiye genelindeki yaklaşık 500 şubesinde, icazeti alınmış bireysel emeklilik ve hayat sigortası ürünlerinin müşterilerin hizmetine sunulduğunu ifade etti. Böylelikle müşterilerinin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayacağını dile getiren Yahşi, ‘Faizsiz emeklilik ve sigortacılık alanında duyulan ihtiyaca eksiksiz bir cevap verecek ve sağlam bir alternatif olacak. İç tasarrufları artırmada ciddi işlev görecektir’ diye konuştu.

5 yılda 500 bin katılımcı

Uyan, Katılım Emeklilik olarak hedeflerini, 5 yılda 500 bin katılımcıya ve 1 milyar liralık fon büyüklüğüne ulaşmak ve emeklilik sektöründe ilk 10’da yer almak olarak belirlediklerini de kaydetti. Katılım Emeklilik Yönetim Kurulu Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi, Türkiye’de ilk faizsiz hayat sigortası hizmetini sunan Katılım Emeklilik’in bireysel emeklilik ve hayat sigortası lisanslarını aynı anda alan tek sigorta şirketi olduğunu açıkladı.

Diyanet’ten fetva sinyali

Faizsiz ürünlere yönelik Diyanet’ten bir fetva alınıp alınamayacağına yönelik bir soru üzerine Fahrettin Yahşi, katılım bankacılığına ilişkin bir çalıştay düzenlendiğini, bu çalıştaydan çıkan sonucun bu noktaya gelebileceğini söyledi. Yahşi, Bank Asya’nın faizsiz emeklilik şirketini satın almayı düşünüp düşünmedikleri sorusu üzerine, bu yönde bir çalışmaları olmadığı yanıtını verdi.

1 kuruş bile faiz yok

Katılım Emeklilik Genel Müdürü Ayhan Sincek, sundukları ürünlerin BES, Kredi Hayat Sigortaları ve Ferdi Kaza Sigortaları olarak üçe ayrıldığını söyledi. Devletin yüzde % 25 katkı verdiği BES’i de faizsiz olarak değerlendirdiklerini belirten Sincek, toplanan fonların döviz, altın ve kira sertifikasında değerlendirildiğini kaydetti. Sincek, bir kuruş bile faiz karşmasının söz konusu olmadığını vurguladı.

Kaynak

“İslami Sigorta Dünyada Umulmadık Bir Çıkışta”

Star Gazetesi yazarı iktisatçı Cemil Ertem, İslam dininde yasaklanan Riba’nın şu an tüm dünyada sıkıntıların sebebi olduğunu belirterek bu sebepten dolayı İslami finans sisteminin umulmadık bir yükselişte olduğunu kaydetti. Ertem’in yazısının ilgili bölümünü istifadelerinize sunuyoruz.

İşte Cumhurbaşkanlığı seçim süreci bize şu soruyu sordurtacak: Faize, ranta ve emek istismarına dayalı bu model devam mı etmelidir; yoksa Türkiye, şu an geldiği ekonomi gücüyle, bu modeli bırakıp yeni bir üretim ve beşeri sermaye odaklı modele mi geçmelidir? Bu soruyu cevaplamadan önce, şunu da önemle belirtmek gerekir; faiz, rant ve emek istismarına dayalı bu iktisadi döngü yalnız biz de değil artık tüm dünyada sorgulanıyor.

Bu iktisadi döngü, tamamiyle bir Riba sistemidir. Riba üç temel ayağa oturur; rantı doğuran karşılıksız malların mübadelesi ve kamu mallarının -araziler, ormanlar,madenler ve diğer kamusal zenginlikler- yağması, yüksek faizi doğuran tekelleşme ve banka-sanayi tekellerinin, sermayeyi tek elde toplaması ve emek istismarını doğuran acımasız insan sömürüsü… Bu, ‘ecir’ düzenidir, yani hakkı verilmeyen ücret düzeni… Ve olduğu gibi Riba’dır ve İslam’da yasak olan -güncel- Riba budur…

Şu sıralar daha adil ve geliri eşit dağıtacak olan, ancak devleti bürokratik bir mekanizma olarak devre dışı da bırakacak, Osmanlı Vakıf Sistemi ABD’de tartışılıyor. İslami fonlar ve İslami sigorta, banka sistemi dünyada umulmadık bir çıkışta…

Kaynak

Hayreddin Hoca’dan Mevzuat Eleştirisi

Prof. Dr. Hayreddin Karaman Hoca tarafından kaleme alınan ve mevcut katılım bankaları mevzuatına eleştiriler getiren makaleyi aşağıda istifadelerinize sunuyoruz.

Katılım bankaları mevzuatı problemli

Türkiye’deki katılım bankaları (başka yerlerdeki adı faizsiz banka, islamî banka) asıl kazancını üç işlem ile sağlıyor: Murabaha, müşâreke ve leasing.

Bu üç işlem içinden en fazla (yüzde doksanın üstünde) uygulananı ise ‘finansal destek adıyla’ murabahadır. Müşâreke bankanın ve müşterinin sermaye koyarak yaptıkları ortak işleri, leasing ise bankanın satın aldığı bir malı veya hizmeti (mesela kiraladığı bir şeyi) müşteriye, belli bir süre sonunda malik olmasını sağlayacak şekilde kiraya vermesini ifade etmektedir.

Katılım bankalarının verdiği kredi kartı, bu bankaların özelliği sebebiyle ‘kredi kartı’ değil, ‘vekalet ve kefalet kartı’ olmalıdır. Kart hamili bankanın vekili olarak satın aldığı malı bankadan satın almalı, banka malın alındığından haberdar olunca mesaj yoluyla müşteriye peşin veya vadeli satmalıdır. Mevzuatta bu kartların böyle düzenlenmesi gerekir.

Daha ziyade problemli olan iki işlem murabaha ile leasingdir.

Mevcut mevzuata göre leasing ne alıp satmaya ne de kiralamaya uyuyor. Banka malı satın alıp kiraya veriyorsa, kira ilişkisi devam ettiği sürece malın sigortası ve kusursuz hasar ve eskime durumunda tamiri bankanın vazifesi olmalıdır; halbuki mevzuatında böyle değildir. Eğer banka malı müşteriye satmış ise bu takdirde kira almaması gerekir; halbuki uzun süre kira almaktadır.

Murabahaya (finansal desteğe) gelince burada problem (fıkha uygun olmama durumu) daha açık ve kesindir. Mevcut mevzuata göre bu işlem şöyle uygulanır: Müşteri bankaya başvurur, banka müşterinin satın almak istediği malı satan firmaya sipariş formu gönderir, bu formda ‘şu malı, filan kişiye satın, faturayı da ona kesin, bedelini ben ödeyeceğim’ der, firma bunu yapar ve bankaya bilgi verir, banka da ödediği bedele ilave yaparak müşteriyi borçlandırır.

Mevzuatta yazılı olan şekil olduğu gibi uygulandığında bunun caiz olmayacağı açıktır; çünkü müşterinin borcu ödenmekte ve kısa veya uzun vadede fazlasıyla tahsil edilmektedir.

Bu kanun çıktığı zaman katılım bankalarının en büyük işlem kalemi meşru olmaktan çıkıyordu; bir çare arandı ve şer’î danışmanlar tarafından –kanunda olmasa bile- müşteri ile banka arasında sözlü veya yazılı ‘vekalet’ usulü ortaya kondu. Buna göre banka müşteriye ‘malı banka adına satın alması ve sonra bankadan kendine satın alması’ için vekalet verecek, müşteri de böyle hareket edecekti. Bu formül işlemi meşru hale getiriyordu, fakat mevzuatta olmadığı için uygulanması mecburi değildi, ayrıca çalışanların ihmal etmeleri mümkündü.

Defalarca söyledik ve yazdık: ‘Şu katılım bankalarının mevzûatını faizsizlik esasına göre gözden geçirin ve uygun olmayan maddeleri değiştirin, bu cümleden olarak murabaha işleminde –daha önceleri olduğu gibi- çifte fatura uygulamasını getirin, vekil müşteri malı satın alınca bankaya fatura kesilsin, banka satınca da müşteriye fatura kessin, vergi durumunu rekabeti mümkün kılacak şekilde ayarlayın’ dedik, dinleyen ve yapan olmadı.

Biz bu bankaların yaşamasını ve başarılı olmasını gönülden isteriz ve destekleriz, yukarıda özetlediği pürüzlerin de vakit geçirmeden giderilmesini bekliyoruz.

Kaynak

Neova Sigorta Soma’yı Unutmadı

Türkiye’nin ilk ve tek Tekâfül şirketi olan Neova Sigorta, Soma’da yaşanan maden kazası sonrası musibetzede ailelere 1.000.000 TL bağışlama kararı aldı.

Neova Sigorta, salı günü yapmış olduğu yönetim kurulu toplantısında, Soma’da şehit olan madencilerin ailelerine verilmek üzere 1 milyon TL bağış yapma kararı aldı.  Konu hakkında açıklama yapan Neova Sigorta CEO’su Özgür Bülent KOÇ, Neova Sigorta yönetim kurulunun bu elim hadiseden büyük üzüntü duyduğunu belirterek; “Acımız çok büyük, ancak şimdi dayanışma zamanı. Oradaki aileler bizim de ailelerimiz, yetimler bizim de çocuklarımız. Milletimizin geride kalanlara sahip çıkacağından hiç şüphemiz yoktur. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum” dedi.

Kaynak